Hayat, bazen sessiz sedasız üzerimize çöker. Ne olduğunu anlamadan bir bakmışız; motivasyonumuz azalmış, işlerimiz birikmiş, bedenimiz yorgun, ruhumuz suskun hale gelmişiz. Bir hastalık, bir kayıp, bir kırgınlık veya sadece yaşama yüklenen ağırlık… Sebebi ne olursa olsun, zaman zaman hepimiz tökezleriz. Bazen düşeriz. Bazen çok sessiz, bazen gözyaşlarımızla…
Ben de bir süredir rahatsızdım. Hem bedenen hem ruhen biraz duraksadım. Çalışmalarım aksadı, tempom düştü. Ancak insanın en kıymetli farkı, her şeye rağmen ayağa kalkabilmesidir. Evet, düştüm. Ama artık kalkma zamanı.
Hayatta güçlü olmak, hiç düşmemek değildir. Asıl mesele, düştüğünü kimseye göstermeden ayağa kalkmayı bilmektir. Her yara bir gün kabuk tutar, her acı zamanla diner ama insanın kendine verdiği sözler… İşte onları tutmak gerçek gücü gösterir.
Çünkü bazı yaralar gösterilmez, bazı acılar anlatılmaz. Ama yine de insan dimdik yürümeye devam eder. Gözyaşını içine akıtır, acısını tebessümle örter. Ve yoluna bakar. Bunu öğrendim. Bunu yaşadım.
Artık yeni bir sayfa açma zamanı. Duraklayan adımları yeniden yürüyüşe çevirmek, sessizliği üretkenliğe dönüştürmek, içimizdeki sönmüş kıvılcımı tekrar alevlendirmek için en doğru zaman, şu andır.
Çünkü biz düşsek de kalkarız. Biz yorulsak da pes etmeyiz. Hayat bir yarış değil, bir direniştir bazen. Ve biz direnmesini biliriz.
Ve Kıssa…
Bir gün bir adam, yaşlı bir bilgeye gelir:
— Ustam, ben çok düştüm, çok tökezledim. Yoruldum artık, kalkacak halim yok, der.
Bilge, adama bir testi verir:
— Bunu al, suyla doldur, sonra tekrar buraya gel.
Adam testiyi alır, suyla doldurur ama dönüşte ayağı taşa takılır, testi düşer ve kırılır. Su toprağa karışır. Adam mahcup bir şekilde gelir:
— Üzgünüm, suyu getiremedim. Testi kırıldı.
Bilge tebessüm eder:
— Olsun, su toprakla buluştu, toprak beslendi. Kırılan testi senden bir şey eksiltmedi, aksine toprak için faydalı oldu. İnsan da öyledir. Düşer, kırılır, ama her düşüşünde başka bir şeye can verir. Mühim olan, tekrar yürümeyi bilmektir.
Sözün özü:
Düştüysen utanma. Kırıldıysan susma. Yeter ki yeniden yürümeyi bil. Çünkü asıl güç, düşmemekte değil; her defasında, daha sağlam kalkmaktadır.
-Şeyda GÖKTEN



























''Göğün bütün insanları kuşatan belirgin bir dumana bürüneceği günü bekle. Bu acı veren bir azaptır.“Rabbimiz, üzerimizden azabı kaldır, bizler artık inanmaktayız” (diyecekler).Kendilerine apaçık bir elçi geldiği, sonra ondan yüz çevirerek, “Bu, kendisine bazı şeyler öğretilmiş bir deli!” dedikleri halde onlar mı bundan ibret alıp akıllarını başlarına toplayacaklar!Biz azabı biraz hafifleteceğiz, kuşkusuz siz de hemen eski halinize döneceksiniz.Amansız bir şekilde yakaladığımız gün yaptıklarının cezasını hakkıyla vereceğiz.''(Duhân Sûresi 10-16)
''Senin kalbini açıp genişletmedik mi?Belini büken yükünü üzerinden kaldırmadık mı? Ve senin şanını yüceltmedik mi? Demek ki zorlukla beraber bir kolaylık vardır.Evet, doğrusu her güçlüğün yanında bir kolaylık var.O halde önemli bir işi bitirince hemen diğerine koyul.Ve yalnız rabbine yönel.''( İnşirâh Sûresi)