Manisa'nın Akhisar ilçesinde yer alan ve 714 yıldır cami olarak kullanılan Akhisar Ulu Camii, tarih boyunca dört farklı inanca ev sahipliği yapmasıyla dikkat çekiyor. Yaklaşık 3 bin yıllık geçmişe sahip bu eşsiz yapı, Luvi Tapınağı olarak başladığı yolculuğunda Ateşgede, kilise ve cami kimlikleriyle günümüze kadar ulaşan nadir örneklerden biri.
Caminin kökenleri, M.Ö. 900-750 yılları arasında Lidyalılar tarafından Luvi Tapınağı olarak inşa edilmesine dayanıyor. Monolit taş bloklarda bulunan Lidya taş ustalarının işaretleri bu tarihi ortaya koyuyor. Perslerin Lidya Krallığı’na son vermesiyle tapınak, Zerdüştlük inancı doğrultusunda Ateşgede’ye çevrildi. Yapıya dört ayrı ateş odası eklendi. Bu odalar bugün hâlâ caminin zemin katında ilk günkü gibi duruyor.
Büyük İskender’in Anadolu’yu fethetmesiyle birlikte bina yeniden tapınak olarak kullanılmaya başlandı. Hristiyanlıkla beraber ise İncil'de adı geçen 7 kutsal kiliseden biri olduğu düşünülen Thyateira Kilisesi’ne dönüştü. M.S. 20’li yıllarda başlayan bu dönemde apsis bölümü eklendi ve yapı erken Hristiyan ibadethanesine dönüştürüldü.
1311 yılında Saruhanoğulları Beyliği’nin Akhisar’ı fethetmesinin ardından camiye çevrilen yapı, Fethiye Camii olarak anılmaya başlandı. Zamanla "Ulu Camii" ismini aldı ve Osmanlı dönemi boyunca yeni mimari eklentilerle zenginleştirildi. Yapının 3.80 metre kalınlığındaki taş duvarları, bir Mısır monolit sütunu, Zerdüşt dönemi ateş odaları, tek parça işlenmiş mermer sütunları ve günümüze kadar ayakta kalmış yapısıyla dikkat çekiyor.
Sanat tarihçisi ve arkeolog Kefaettin Öz, bu yapının dünyada dört büyük inancın da izini taşıyan nadir yapılardan biri olduğunu belirtiyor. Öz, caminin altında ve çevresinde uzanan tünellerin Akhisar’ın kadim dönemlerden bu yana süregelen medeniyet geçmişine ışık tuttuğunu ifade ediyor. Öz’e göre, tapınaktan camiye uzanan bu eşsiz geçmiş, Akhisar’ın sadece dini değil, kültürel açıdan da ne kadar köklü bir merkez olduğunu kanıtlıyor.
Akhisar Ulu Cami, mimari yapısı ve tarihsel katmanlarıyla sadece bir ibadethane değil, aynı zamanda Anadolu’nun geçmişine ışık tutan yaşayan bir tarih mirası olarak önemini koruyor.
Haber Merkezi
Yorumlar
Kalan Karakter: