Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Reklam
Bugün

Akhisar Hakkında

Akhisar Tarihçesi

M.Ö. 14. yüzyılda İskitlerle birlikte akınlar yapmakta olan bir amazon kolunun Lidya’ya kadar uzandığı ve Kraliçeleri Myrine tarafından Akhisar’la Dikili arasında bazı kasabalar kurdurulduğu, bunlardan bir tanesine kendi adını verdiği ve Akhisar’ın bir amazon karargahı halinde küçük bir kasaba olarak kurulduğu belirtilmektedir. Aradan 1300 yıl geçtikten sonra M.Ö. 24 yılında bir deprem sonunda yıkılan bu kasaba amazon komutanlarından Tyatirin adını taşımaktaydı. Tyatirin kuruluşundan sonra Helen Rumları tarafından başka isimlerle anıldı. Örneğin: Polonya, Ohipko, Semiramis gibi. 

Akhisar tarih boyunca Hititler, Akadlar, Lidyalılar, Romalılar, Bizanslılar, Saruhanlılar ve Osmanlılar yönetiminde kalmıştır. Lidyalılar zamanında senatosuyla, kalabalık nüfusuyla ve zenginliğiyle önemli bir şehir olmuştur. 

Bizans imparatoru Konstantin tarafından Gölmarmara’ya sürülen Tyeder, Akhisar’ın şimdiki istasyonla hastane arasına beyaz bir kale yaptırmasıyla birlikte, eski Tyatir (Thyateira veya Thyatira) adı Aspro-Kastro oldu. ASPRO (Ak) KASTRO (Hisar) demektir. 1307 yılında Türklerin yönetimine geçince, Aspro-Kastro adı Türkçeleştirilerek AKHİSAR oldu. 1390 yılında Akhisar, Osmanlı Türklerinin yönetimine geçti. 1923 yılına kadar Saruhan Sancağı’nın kazası olarak yönetildi. 1923 yılında Saruhan Vilayet olduğundan ona bağlı kaldı. 1927 yılında Saruhan Vilayeti’nin adı Bakanlar Kurulunca Manisa Vilayeti olarak değiştirildi. Akhisar’da, Manisa Vilayetinin kazası oldu. 

Birinci Dünya Savaşından önce nüfusu 12.000 kadar olup, yüzde 75’inden fazlasını Türkler, geri kalanını ise Rum ve Ermeniler meydana getiriyordu. 1919 -1922 yılları arasında Yunan işgali altında kaldı. 6 Eylül 1922 tarihinde düşman işgalinden kurtuldu. Şehri terk eden Rum ve Ermenilerin yerine iskan edilen, Rumeli Türkleri ile Yugoslavya’dan gelen Türk göçmenleri nüfusu hızla arttırarak 1927’de Akhisar’ın nüfusunun 18.000’e ulaşmasını sağladı. 

Akhisar Kronolojisi

 

M.Ö. 3000 - 2000İlk Tunç Çağı
M.Ö. 2000 - 1200Orta - Son Tunç Çağlar
M.Ö. 1200 - 680Frigler Dönemi
M.Ö. 680 - 547Lidya Krallığı Dönemi
M.Ö. 547 - 334Persler Dönemi
M.Ö. 334 - 281İskender Dönemi
M.Ö. 281 - 190Seleukos Krallığı Dönemi
M.Ö. 190 - 129Bergama Krallığı Dönemi
M.Ö. 129 - M.S. 395Romalılar Dönemi
395Bizans Egemenliği' nin Başlaması
1313Saruhan Bey'in Manisa' yı beylik merkezi yapması ile Saruhanoğulları Beyliği Dönemi'nin başlaması
1390I. Beyazıt' ın Saruhanoğulları Beyliği'ne son vermesi ile bölgenin Osmanlı topraklarına katılması
1402Timur'un Saruhanoğulları Beyliğ'ni canlandırması
1410Çelebi Sultan Mehmed'in Saruhanoğulları Beyliği'ne kesin olarak vermesi
5 Haziran 1919Yunanlıların Akhisar'ı işgal etmesi
10 Haziran 1919Kuva-yı Milliye' nin Yunanlıları Akhisar' dan çekilmek zorunda bırakması
22 Haziran 1920Akhisar' ın ikinci kez işgali
6 Eylül 1922

Akhisar' ın Yunan işgalinden kurtulması

 

Nüfusu, Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Yapı

Akhisar İlçesinin nüfusu, 9 belde ve 86 köyüyle birlikte yaklaşık 171 bindir (2018). Nüfusun 100 binden fazlası ilçe merkezinde yaşamaktadır. Bu rakam ülkemizdeki çoğu ilin nüfusundan fazladır. Nüfustaki kadın erkek oranı yaklaşık yarı yarıyadır. Nüfusun bu denli yüksek olmasının en önemli sebebi Akhisar’ın bulunduğu coğrafi konumdur. Ayrıca ilçe, Kurtuluş Savaşı sonrasında ciddi sayıda göç almıştır. 1919 -1922 yılları arasında Yunan işgalinin ardından Güneydoğu Avrupa’dan göç eden Türk göçmenlerin yerleştirildikleri yörelerden biri de Akhisar’dır. Birinci Dünya Savaşı öncesinde 12.000 olan nüfus, savaşın ardından Yunanistan’a göç eden Rumlarla azalsa da bu süreçte Türk göçmenlerin gelmesiyle 18.000’e ulaşmıştır (1927 verileri).

Akhisar yaklaşık 80.000 hektarlık tarım alanıyla çok büyük bir tarımsal potansiyele sahiptir. Değişik sebze ve meyve türlerinin yetişmesine uygun olan bu topraklarda en önemli endüstri bitkisi tütün ve zeytin iken tütünün geleneksel önemi son yıllarda yerini zeytine bırakmıştır. İlçe sınırlarında 12 milyon civarındaki zeytin ağacı sofralık zeytin ve zeytinyağı üretiminde Akhisar’ı ciddi bir merkez haline getirmiştir. Akhisar’ın toprak yapısı ve ikliminden (özellikle rüzgar) dolayı pek çok farklı cins zeytinin yetiştirilmesi, bu ilçemizi zeytin üreten diğer yörelere kıyasla ön plana çıkaran bir özelliktir. Türkiye’den Avrupa’ya ihraç edilen sofralık zeytinin önemli bölümü Akhisar zeytinidir. Akhisar’da üretilen zeytinlerin bir bölümü başka bölgelerin zeytini adı altında iç piyasaya sürülmektedir. Yetiştirilen diğer ürünler, buğday, arpa, mısır, pamuk, baklagiller ve bahçe bitkileridir. Tarıma dayalı ekonomisinin yanı sıra Akhisar’da Türkiye’nin en büyük broyler ve yumurta üreten tesisleri ile bir seramik fabrikası bulunmaktadır. İlçede tekstil ve bazı bazı gıda (helva, lokum) ürünlerinin üretimi de ileri düzeydedir.

Yörenin Osmanlı’dan miras kalan geleneksel yapısı Yörük-Türkmen kültürüdür. Bulunduğu coğrafi konum ve aldığı göçler Akhisar’ın sosyal yapısındaki çeşitliliği, zenginliği meydana getirmiştir. Kurtuluş Savaşı sonrasından başlamak üzere Güneydoğu Avrupa’dan gelen göçmenlerle zenginleşen sosyal ve kültürel yapı daha yakın tarihlerde iş bulmak amacıyla kuzeydoğu Anadolu’dan gelen vatandaşlarla da çok renkli bir hal almıştır.

Akhisar’da, Orta ve Yükseköğretim eğitim düzeyi Türkiye ortalamasının oldukça üzerindedir. İlçenin zorunlu ilköğretim ya da okuryazarlık sorunu kalmamıştır. Belediye Sosyal ve Kültür İşler Müdürlüğü’nün gayretleriyle düzenlenen çok sayıda etkinliğin yanı sıra sinema salonu kültürel yapının canlı kalmasını sağlamaktadır.

Minyatür at arabacılığı, keçecilik halen canlı bir şekilde varlığını sürdüren geleneksel sanatlardır. Yine Akhisar belediyesi bünyesinde açılan kurslarla pek çok sanat dalıyla ilişkili olarak kurslar verilmektedir.

İlçede her yıl düzenli olarak Mayıs ayında Çağlak Festivali düzenlenmektedir. Giderek daha canlı bir hal alan bu festival ilçenin Balkanlar’daki soydaş kentlerle ilişkisini de geliştirmektedir. Makedonya’daki Gostivar ile Karadağ’daki Rozaje başta olmak üzere pekçok yerleşim, Akhisar ilçesi ile kardeş şehirlerdir.

Genel Coğrafi Özellikler

Manisa’nın 52 km. kuzeyinde yer alan Akhisar ilçesi, İzmir kent merkezine (Konak) 90 km., kuzeyindeki Balıkesir iline ise 86 km. uzaklıktadır. İlçenin doğusunda Gördes, güneyinde Gölmarmara, güneybatısında Saruhanlı, kuzeybatısında Kırkağaç ve Soma, kuzeydoğusunda Sındırgı ilçeleri ile çevrili olup ilçe yüz ölçümü 1750 kilometrekare’dir.

Akhisar, İzmir Limanına 92 km, Adnan Menderes Havalimanı’na 110 km uzaklıktadır. Kent İstanbul-İzmir karayolu üzerinde İzmir'den 80, Bandırma'dan 190, İstanbul'dan da 470 kilometre uzaklıktadır. Aynı zamanda Bandırma-İzmir ve Ankara-İzmir demir yolları üzerindedir. Akhisar çevresindeki ilçeleri birbirine bağlayarak bölgede kavşak konumundadır.

İlçe merkezinin deniz seviyesinden yüksekliği 94 m.’dir. En yüksek noktası 1224 m. yüksekliğindeki Sıdan Dağı, en alçak noktası ise ilçenin kuzeydoğusunda Kum Çayı boğazının taban kısmıdır (60 m.). Görenez Dağı kuzeydoğuya doğru Sıdan Yaylası ile birleşir. Çam Ormanları ile kaplı bu yayla Cüneyt ve Gürdük derelerini birbirinden ayırır. Kadıdağı, ovayı kuzeyde keser, onun batısında Yatağan sırtlan uzanır. Yine ovanın kuzeyinde Demirci Dağları ile bunun uzantısı olan Gölcük Dağları yer alır. Simav Dağları da denilen bu dağlar büyük bir dağ kütlesi oluşturur. Ovanın batısında bulunan Yunt Dağları bazı kısımlarda zengin bir orman örtüsü içerirler. Güneydeki başka bir yükseltide Çal Dağı’dır.

Yöredeki en büyük düzlük olan Akhisar Ovası’nın başlıca iki akarsuyu Gürdük (Gördük) Çayı ve Kumçayıdır. 65 km. uzunluğundaki Gürdük (Gördük) Çayı, Akhisar’ın kuzeydoğu sınırından doğar. İki kol halinde akan çay, Başlamış Köyü yakınlarında sağdan bir kol daha alarak Akhisar ovasına inerek yatağını da genişletir. Beyoba kasabasının biraz kuzeyindeki Hurşitpaşa çiftliği içinde Kum Çayı ile birleşir.

İlk doğduğu yer olan Gördes yakınlarında Gördes Çayı olarak anılan Kumçayı, 60 km. yol aldıktan sonra Karayakup Köyünün 5 km güneydoğusundan Akhisar ilçe sınırına girerek batıya doğru 18 km uzunluğundaki bir boğazı açıp Çömlekçi Köyü’nün 3 km. kuzeydoğusunda Kayacık deresi ile birleşir, daha sonra kuzeydoğuya yönelerek Sazoba ile Beyoba Kasabasının yanından geçer ve Gürdük Çayı’na katılarak Gediz Irmağı’na ulaşırlar. Kum Çayı sel karakteri taşıyan bir çaydır. Bu nedenle Gölmarmara’ya 4 km. uzaklıkta bir regülatör ve Marmara Gölüne akıtılmak üzere bir de kanal yapılmıştır.

Yörenin küçük boyuttaki diğer akarsuları Kayacık Deresi ve Ilıcaksu’dur. Kayacık Deresi, Akhisar’a bağlı Yeğenoba Köyü sırtlarında doğar ve Karaoğlan Dağı’nda beslenir. Yayakırıldık Değirmeni yakınında başka bir kol ile birleşir. Güneye, sonra batıya doğru akarak Gördes Çayı’na katılır ve Kum Çayını meydana getirirler.

Akhisar-Gölmarmara yolunun sağ tarafındaki Ilıcaksu (Göbez) adından da anlaşılacağı gibi küçük bir fay kırığındaki sıcak su kaynağından doğar. Batıya doğru akarak 18 km sonra Hurşitpaşa Çiftliği yakınında Kum Çayı ile birleşir.

Bu akarsuların getirdikleri alüvyal dolgu ve kısmen yamaç erozyonu, verimli Akhisar Ovası’nı meydana getirmiştir. Genel olarak Ege ikliminin özelliklerinin görülmesi de verimliği arttırmaktadır. Yıllık ortalama sıcaklık 16 derecedir. Günümüze kadar ölçülen en yüksek sıcaklık 45 derece, en düşük sıcaklık ise -14 derecedir.

Thyateira

 

Thyateira (okunuşu "Tiyatira"): Akhisar ilçesinin antik çağdaki ismi. Kent, Lidya devletinin ve Pergamon Krallığı'nın en önemli yerleşimlerindendir. Roma İmparatorluğu boyunca, Bizans dönemine kadar kent bu isimle anılmıştır. Aziz Pavlus tarafından Batı Anadolu'da kurulan Hristiyanlığın ilk yedi kilisesinden biri de Thyateira kentindedir. Thyateira kentine ait kalıntıların bir bölümü bugün Akhisar kent merkezinde bulunan Tepe Mezarı mevkinde görülebilmektedir.

 

Thyateira Roma İmparatorluğu döneminde bir savaşa da sahne olmuştur. MS 366'da Roma tahtı için ayaklanan ve emrine giren lejyonlarla saldırıya geçen Kilikya'lı komutan Procopius ile Roma tahtı varisi I. Valentinianus'un kardeşi Valens'e bağlı birlikler Thyateira kentinde karşılaşmışlardır. "Thyateira Savaşı" olarak tarihe geçen savaşın sonunda Valens kuvvetleri üstün gelmiş, yakalanan Procopius idam edilmiştir.