Bizans Değil, Roma!
M.Ö. 753 yılında Roma İmparatorluğu’nun Romulus tarafından kurulduğu kabul edilir. Roma, antik dünyada mimariden hukuka kadar birçok alanda köklü yenilikler ortaya koymuş; özellikle mimaride Roma betonu (Opus Caementicium) kullanımıyla tonozlu yapılar, kemerli sistemler, çok katlı inşaat teknikleri, geniş kamu yapıları, hamamlar, tapınaklar ve tiyatrolar inşa edilmiştir. Bu teknolojik ve kültürel yenilikler, Roma’nın askerî, siyasî ve hukukî alanlarda istikrarlı bir devlet yapısı oluşturmasına zemin hazırlamıştır.
Roma İmparatorluğu, 5–5,5 milyon km²’ye ulaşan yüzölçümüyle Mezopotamya’dan Afrika’ya, Avrupa’dan Britanya Adası’na kadar geniş bir coğrafyada hüküm sürmüştür. Ancak bu denli büyük bir coğrafyanın tek merkezden yönetilmesi, askerî ve mali kontrolün sürdürülmesi zamanla zorlaşmış; İmparatorluk, Batı Roma ve Doğu Roma olmak üzere iki ayrı bölgesel idari yapıya ayrılmıştır.
Batı Roma İmparatorluğu, barbar kavimlerin akınları ve siyasi istikrarsızlık nedeniyle M.S. 473 (geleneksel tarihle 476) yılında yıkılmıştır. Buna karşın Doğu Roma İmparatorluğu, Konstantinopolis merkezli olarak 1453 yılına kadar kesintisiz biçimde varlığını sürdürmüştür.
29 Mayıs 1453’te İstanbul’un Fatih Sultan Mehmet Han tarafından fethedilmesiyle Doğu Roma siyasî varlığını yitirmiş, Orta Çağ kapanarak Yeni Çağ başlamıştır. Aynı dönemde Ortodoks dünyasının merkezi Osmanlı İmparatorluğu’na geçmiştir.
Modern tarih yazımında, özellikle Batılı araştırmacılar tarafından Doğu Roma için “Bizans” adının kullanılmaya başlanması, Roma’nın devamlılığı konusundaki tartışmalarla ilişkilidir. Oysa Antik ve Orta Çağ kaynaklarında Doğu Roma için “Bizans” terimi kullanılmamış; Romalılar hiçbir dönemde kendilerini “Bizanslı” olarak tanımlamamış; devletlerini daima “Roma İmparatorluğu” (Basileia Rhōmaiōn) olarak ifade etmişlerdir.
Fatih Sultan Mehmet Han’ın entelektüel bir hükümdar olması, coğrafya, felsefe, matematik ve astronomiye olan ilgisi düşünüldüğünde İstanbul’un fethi yalnızca bir şehir ele geçirme değil; Roma İmparatorluğu’nun tarihsel devamlılığı açısından büyük bir kırılma anı olarak görülmelidir. Bu bağlamda Doğu Roma’nın “Bizans” adıyla anılması, Roma’nın çöküşünün tarihsel anlamını gölgeleyen modern bir kavramsallaştırmadır.
Sonuç
Yıkılan devlet aslında Bizans değil, Roma Devleti’dir. “Bizans” adı, tarihsel gerçeklikten uzak modern bir terminolojinin ürünüdür. Roma’nın kimliğini doğru anlamak, kültürel köklere saygı duymak açısından önemlidir. Bu nedenle yeni nesillere aktarılacak tarihsel bilginin, modern algıların dayattığı kavramlarla değil, tarihsel gerçeklikle şekillenmesi gerekmektedir.
Doğru ifade şudur:
“Yıkılan devlet Bizans değil; Roma’dır. Fethedilen şehir Konstantinopolis değil; İstanbul’dur.”
Peygamber Efendimiz’in (sav) müjdesi de bunu işaret eder:
“Konstantiniyye mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutandır, o ordu ne güzel ordudur.”
Yorumlar
Kalan Karakter: