İlk insan toplulukları küçük, dağınık ve savunmasızdı. Tehditler çoktu. Çözüm ise birlik olmak, kurallar koymak ve ortak savunma sağlamaktı. Devletlerin ortaya çıkışındaki temel ve ilk neden güvenliktir. Bu amaçla kaleler, sur duvarları inşa edilmiş; ordular kurulmuş ve savaşlar yapılmıştır.
İskender, Hindistan’a kadar uzanan fetihler gerçekleştirmiş; ancak MÖ 333 yılında Termessos’a (Pisidya) geldiğinde, o korunaklı kaleyi fethedemeden geri dönmüştür. Çanakkale’de ise 18 Mart 1915 tarihinde kazanılan büyük zaferin en önemli etkenleri; coğrafi yapının savunmaya elverişliliği, tabyaların ve topçuların stratejik konumu ile Nusret Mayın Gemisi’nin boğazdaki üstün başarısı olmuştur. O savunma hattında, cennet mekân bu vatan evlatları; buğday çorbası, üzüm hoşafı ve ekmekle günlerini geçirirken tek düşündükleri şey savunma yapmak ve yurdu düşmandan kurtarmaktı.
Gazze’de yapılan katliamlar ve yaşanan insani dram içimizi yakarken, bunları görmezden gelenlerin kimler olduğunu unutmamak gerekir. Avrupa’nın bağrında, Bosna’da yaşananları da hafızalarımızdan silmemeliyiz.
Bu tarihsel bağlamdan sonra, ülkemizin son on yıl içerisinde yaşadığı siyasi, askerî ve doğal afetleri ve bunların maliyetlerini ele almak gerekir:
15 Temmuz 2016 Darbe Girişimi:
251 can kaybı, yaklaşık 2.000 yaralı ve tahminlere göre 300 milyar dolarlık ekonomik maliyet.
PKK ile Çözüm Sürecinin Çöküşü ve Hendek Olayları (2015–2016):
Yaklaşık 800 güvenlik görevlisinin şehit olduğu ve 100 milyar dolarlık maliyetin ortaya çıktığı bir süreç.
Suriye İç Savaşı ve Sınır Ötesi Askerî Operasyonlar:
Başlıca operasyonlar; Fırat Kalkanı (2016), Zeytin Dalı (2018), Barış Pınarı (2019) ve Irak kuzeyinde yürütülen Pençe serisi operasyonlardır.
Covid-19 Pandemi Süreci:
100.000’den fazla vatandaşımızın hayatını kaybettiği küresel bir sağlık krizi.
6 Şubat 2023 Kahramanmaraş Depremleri:
11 ilde büyük yıkıma yol açan bu afette 55.000 insanımız hayatını kaybetmiş, 100.000’den fazla kişi yaralı olarak kurtarılmış ve yaklaşık 350 milyar dolarlık maddi kayıp meydana gelmiştir.
Bu kadar üst üste yaşanan travmalara rağmen, devlet aklı; içinde bulunduğumuz coğrafyada yaşanan krizler karşısında ayakta kalmış, maddi kaygıları ikinci planda tutarak ülke bekası için masada sözünü geçiren ve doğru hamleler yapan bir tutum sergilemiştir. Bu hamlelerin en önemlisi, savunma sanayii ve savunma teknolojilerine yapılan yatırımlar olmuştur. Savunma sanayiinde temel hedef, tamamen yerli üretimdir. Silah sanayii, hava savunma sistemleri, İHA ve SİHA yatırımları ileri bir seviyeye ulaşmış ve bu durum ciddi bir caydırıcılık oluşturmuştur.
Bu süreçte içinde bulunduğumuz ekonomik şartlar; asgari ücretli, emekli ve küçük esnaf, emekçi, çiftçi için ciddi zorluklar doğurmuş, geçim sıkıntısını derinleştirmiştir. Bunu görmezden gelmek mümkün değildir. Ancak devletler için güvenlik, ekonomiden önce gelir. Güvenlik tehdidi arttığında devletler refahı feda edebilir; fakat egemenliği feda etmez. Ekonomi, güvenliğin bir ürünüdür; onun alternatifi değildir.
Bugün Suriye’de devlet aklı işlemektedir. Ordumuz sahadadır. Dışişleri Bakanımızı, MİT Müsteşarımızı ve askerî kolluk kuvvetlerimizi takdirle anmak ve kendilerine her türlü desteği vermek elzemdir. Günümüzde bir devlet başkanını yatak odasından alabilen(15 Temmuz'da denediler)başka ülkelerin petrolüne el koyma cesareti gösteren, Kanada’yı kendi vilayeti olarak tanımlayabilen ya da Grönland halkına kişi başı para vererek satın aldığını iddia edebilen bir küresel güç anlayışı varken; Anadolu’nun su zenginliklerine ve yeraltı kaynaklarına göz dikilmeyeceğini kimse garanti edemez.
Coğrafi konumumuz, siyonist planlar ve kurgulanan senaryolar, devlet aklı sayesinde bertaraf edilmiştir. Bu noktada devlet aklı haklı çıkmıştır. Ülkemiz, muhalefet–iktidar ayrımı gözetmeksizin birlik olmuş ve bu süreci takdir etmiştir.
Ekonomik kaygılar gün gelir sona erer; kara gün geçer. Vatandaşımız bayrağına ve devletine bağlıdır, gereken hassasiyeti gösterir. Ancak devletin bekası ve güvenliği asla ihmale gelmez. Ülkemizin semalarında albayrağımızın her daim dalgalanması ve vatanımızın payidar olması en büyük temennimizdir. Başka vatan yok; biz Anadolu’yuz.
Cümlelerimi, Lagaş (Sümer) Kralı Urukagina’nın (MÖ 2375) şu sözüyle bitiriyorum:
“Karanlık sokaklara girmekten kimsenin korkmadığı, yürüyenlerin ayaklarına diken batmadığı, insanların aç uyumadığı bir ülke hayal ediyorum.”
Sağlıcakla kalın.
Güvenlik, Devlet Aklı ve Beka: Tarihsel Süreklilik İçinde Türkiye'nin Son On Yılı
Yayınlanma :
23.01.2026 13:06
Güncelleme
: 23.01.2026 13:06
Yorum Yazma Kuralları
Lütfen yorum yaparken veya bir yorumu yanıtlarken aşağıda yer alan yorum yazma kurallarına dikkat ediniz.
Türkiye Cumhuriyeti yasalarına aykırı, suç veya suçluyu övme amaçlı yorumlar yapmayınız.
Küfür, argo, hakaret içerikli, nefret uyandıracak veya nefreti körükleyecek yorumlar yapmayınız.
Irkçı, cinsiyetçi, kişilik haklarını zedeleyen, taciz amaçlı veya saldırgan ifadeler kullanmayınız.
Türkçe imla kurallarına ve noktalama işaretlerine uygun cümleler kurmaya özen gösteriniz.
Yorumunuzu tamamı büyük harflerden oluşacak şekilde yazmayınız.
Gizli veya açık biçimde reklam, tanıtım amaçlı yorumlar yapmayınız.
Kendinizin veya bir başkasının kişisel bilgilerini paylaşmayınız.
Yorumlarınızın hukuki sorumluluğunu üstlendiğinizi, talep edilmesi halinde bilgilerinizin yetkili makamlarla paylaşılacağını unutmayınız.
Yorumlar
Kalan Karakter: