Kusura bakmayın, rahatsız ettik.
Yeniden herkese merhabalar…
Bir konu başka bir konuyu, bir görüşme başka bir kapıyı açıyor. Çabalarımız sonuç verdi. Belediye başkanımız ile görüşme şansımız oldu. Öncelikle kendisine atıklar ve çevre ile ilgili sorularımızı sorduk. Daha sonra da projelerimizi anlattık. Bazı sorularımıza cevap aldık. Bazı sorularımız yanıtsız kaldı.
İkinci görüşmemizi Belediye Başkan Yardımcısı Emre Okkalı ile gerçekleştirdik. Bakış açısı bende farklı ufuklar açtı. Aslında proje üretmenin sadece yeterli olmadığını doğru fizibilite ile başarıya ulaşabileceğimizi bana gösterdi. Bu konuda oldukça ilgili olması ve uzmanlığı olamamasına rağmen donanımı beni oldukça şaşırttı.
Öncelikle Akhisar’ımızın 120 ton çöpünün toplanıp Harmandalı’da tırlara yüklendiğini, daha sonra da tren aracılığıyla Uzunburun’a gittiğini öğrendik. Tabi ki ilk talebim bu süreci görme şansımızın olup olmadığı…
Evet çöplerimiz toplanıyor. Bir noktaya taşınma işlemi gerçekleşiyor ya sonrası…Bu konuda takipte olacağım. Neler yapabiliriz. Neler yapacağız. Zaman gösterecek ama mutlaka konuşacağız.
Tabii konu bununla bitmiyor. Ya diğer atıklar; sanayinin çıkardığı lastik atıkları, cam kutularında toplanan cam atıkları…
Bu görüşme de beni en çok şaşırtan, bu konuda çalışan büyük çaplı alımlar yapan özel teşebbüslerin devlet desteğini yeterince almaması nedeniyle bu ürünleri son zamanlarda kabul etmemesi.
İşte tam burada başka bir konu başka bir konuyu, bir görüşme başka bir kapıyı aralıyor. Önümüzdeki hafta bu konunun takipçisi olacağız. Bu konuyu mutlaka gündeme getireceğiz.
Bu haftaki yaptığımız görüşmelerde bana kalan bir duygudan söz etmek istiyorum sizlere. Şimdi nereden çıktı demeyin duygular? Duygular değil midir? Olayları şekillendiren… Bir an gelir umutlu hissedersiniz. Bir an gelir kaybetmiş. Bir an gelir heyecan dolu. Bir an gelir yorgun.
Benim hissettiğim duygu her birimize bir şekilde yerleşmiş olan değer ya da değersizlik duygusu. Kim beni neden dinlesin ki hissi. Ama hiç de öyle değil. Devletin tüm kurumları, belediyelerin tüm çalışanları, seçilmişler ya da atanmışlar. Göreve talip olan her kişi. Hizmet amacıyla orada. Bize yani halka hizmet için orada. Nasıl oldu? Ne zaman bu durum oluştu? bilmiyorum. Ama hizmet verenler atandıktan ya da seçildikten sonra kendilerini başka bir konuma yerleştiriyor. Sadece hizmet amacı için orada olduklarını unutabiliyorlar.
Oysa ki hizmet verenlere ulaşmak sizin en doğal hakkınız. Çünkü bu şehrin yaşayanları sizsiniz… Kapılarını çalmak ‘’Kusura bakmayın, rahatsız ettim’’ demek en büyük hakkınız…Bu hak bu halka seçme ve seçilme hakkını veren Mustafa Kemal Atatürk’ten bu yana böyle. Bu değer hissiyle hareket etmeli, size ait problemleri iletmekten çekinmemelisiniz.
Bu bilinç ile hizmet vermeye çalışan belediyemize ve Başkan yardımcımız Emre Okkalı’ya teşekkür ediyorum…ben çalışmalarınızı takip edecek ve kapınızı çalmaya devam edeceğim…
Herkese hayırlı ramazanlar dilerim. Bu güzel günler hatırına kendimizin, şehrimizin ve ülkemizin değerlerine sahip çıktığımız güzel günler dilerim. Önümüzdeki hafta bu konuyu konuşalım. Görüşmek üzere, huzurla kalın…
SEMA ÇOLAKOĞLU TEKİN
Yorumlar
Kalan Karakter: