ManpowerGroup'un 2025 Yetenek Açığı Araştırması’ndan çıkan sonuçlar, hem küresel hem de ülkemiz açısından düşündürücü bir tablo ortaya koyuyor. Dünya genelinde işverenlerin yüzde 74'ü, Türkiye’de ise yüzde 76’sı nitelikli eleman bulamıyor. Bu oranlar bize şunu söylüyor: İş dünyasında insan kaynağı krizi artık gizli bir tehlike değil, açık bir tehdit haline gelmiş durumda.
Özellikle Türkiye’de sağlık ve yaşam bilimleri gibi kritik bir sektörde yüzde 85'lere varan bir yetenek açığı olması, yalnızca iş dünyasını değil, toplumun sağlığını ve geleceğini de etkileyebilecek bir durumu işaret ediyor. Bugün bir doktor, bir sağlık teknisyeni ya da bir biyoteknoloji uzmanı bulamamak, yarın tedaviye, inovasyona ve sağlığa erişimde ciddi sorunlar doğuracak.
Küresel veriler de pek farklı değil. Almanya, İsrail, Portekiz gibi ülkeler yetenek bulmakta en çok zorlanan ülkeler arasında yer alıyor. Bu tablo, sanayileşmiş ve gelişmiş ülkelerin bile doğru yeteneği bulmak için ciddi bir yarış içinde olduğunu gösteriyor.
Peki neden bu noktaya geldik?
Küresel düzeyde teknolojik değişim hızlandı. Sektörlerin ihtiyaçları değişti, ancak eğitim sistemleri ve mesleki gelişim politikaları aynı hızla uyum sağlayamadı. Bir yanda genç işsizliği konuşulurken, diğer yanda “aramıza katılacak doğru insanı bulamıyoruz” diyen işverenlerin çığlığı yükseliyor.
Özellikle Türkiye’de 1.000 ila 5.000 arasında çalışanı olan büyük şirketlerin yüzde 80’inin ciddi bir yetenek açığı yaşaması, ekonomimizin orta ve uzun vadede sürdürülebilir büyüme konusunda önemli risklerle karşı karşıya olduğunu gösteriyor. Şirketler büyüdükçe daha kompleks hale geliyor, ama bu karmaşık yapıyı yönetecek, adapte olacak, geleceğe taşıyacak insan kaynağı eksik kalıyor.
Üretim, mühendislik, satış ve pazarlama gibi alanlarda yetenek açığının bu kadar yüksek olması ise, ekonominin motor gücünün arızaya düşebileceğinin bir başka göstergesi.
Çözüm mü?
Kurumların daha esnek, kapsayıcı ve yenilikçi işe alım süreçleri geliştirmesi gerekiyor. Eğitim ve yetenek geliştirme yatırımları yalnızca birer yan proje değil, ana stratejinin merkezine oturtulmalı. Dijital beceriler bir lüks değil, temel ihtiyaç olarak görülmeli. Şirketler, yalnızca iş arayanları değil, potansiyeli olan adayları da eğitip geleceğe hazırlamak zorunda.
Yoksa hem bireyler hem de şirketler, hem ülke ekonomileri yetenek savaşında ağır yaralar alacak.
Çünkü unutmayalım:
Gelecek, insan kaynağını doğru yönetenlerin olacak.
Yorumlar
Kalan Karakter: