Bazen gezdiğimiz yerler, uzak diyarlardan haber veriyor bize.
Mesela benim olmadığım o yerlerde, köylerde hala traktörler geçiyor.
Hala birileri, özellikle de çocuklar o çeşmelerden su içiyor.
Koyunlar hala o caminin dışındaki o çimli yokuş aşağı yerde otlanıyor.
Belki de hala buğday ile alış- veriş yapılıyordur marketlerde.
Yufkalar açılıyor o saçlarda.
Oklava sesleri şakır şakır…
Belki de hala bazı çocuklar köydeki tepelerde benim gibi yıldızları seyrediyordur.
Anneler beşiklerde bebek sallıyor.
O köy evinin bahçelerine hayat deniyor.
Ve o hayat denen bahçelerde,
Hayatlara şahit olunuyor.
Sekiler de kahvaltılar ediliyor, yemekler hazırlanılıyor.
Ahılda hayvanlar besleniliyor.
Kuzular meliyor.
Evin çatısı tamir edilmesi için merdivenler dayanılıyor,
Kerpiç evlerde her şey çok otantik…
Kalaydan taslarda ayran içiliyor.
Kazlar gaklıyorken, tavuklar her sabah yumurta vermekten vazgeçmiyor.
Traktör sesi ile uyanıyorum, hemen iniyorum ve bakıyorum.
İnekler geliyor otlanmaktan.
Akşama köyün sakinleri toplanıyor bir düğün arefesinden sonra.
Kadınlar tef çalıp eğleniyor.
Erkekler zeybek oynuyor.
Ve bir yuva daha köy yaşamında varoluyor.
“Orada bir köy var uzakta, gitmesek de gelmesek de o köy bizim köyümüzdür.”
Cahit Sıtkı TARANCI’ nın; “ Memleket İsterim” adlı şiiri çınladı kulağımda. Ne hoş bir şiir J
Eylül SEYHAN
Yorumlar
Kalan Karakter: