Ormanlarımız ve Akciğerlerimiz
Fatih Sultan Mehmet'in şu sözü çok anlamlıdır: "Ormanlarımdan bir dal kesenin kolunu, bir ağaç kesenin başını keserim."
Bugün, hayatın karmaşık düzeninde unuttuğumuz bir şey var: ağaçlarımız ve ormanlarımız. Henüz güneş doğmamış, mayıs ayının erken saatlerinde mis gibi reçine kokan çam ağaçlarının arasından koştuğunuzu hayal edin. Şırıl şırıl akan bir çeşmenin yanında, kalem gibi yükselen kavak ağaçlarının rüzgârda salınan yaprakları huzur veriyor ve ağaçlarda özgürce ötüşen rengârenk kuşlar... Ne kadar mutlusunuz, değil mi?
Ormanlarımız sayısız canlıya hayat sunuyor; onlar bizim her şeyimiz. Ağaçlarımız, yeşil bitki örtümüz ülkemizin geleceğidir. Ancak, ne yazık ki ağaçları bilinçsizce kesen ve ormanları traktörlerle kökleyip yok eden insanlar var. Ormanların güzelliğine güzellik katan, gökyüzünde uçuşan ve ağaçlarda mutluluğumuzu perçinleyen kuşlar ancak ormanlarla var olabilir.
Bu ülke hepimizin; bu ormanlar ve ağaçlar yarınlarımızın. Devlet, ormanları ve ağaçları koruma yasası çıkarmalı. Nasıl beş-on haneli her köye imam-hatip atıyorsa, birçok köye de çok iyi eğitilmiş, idealist orman memurları atamalıdır. Bu memurlar, ormanları ve ağaçları koruma konusunda yetkilendirilmeli ve etkili olmalıdır. Bir imamın maaşının 45 bin TL olduğu ülkemizde, ormanlarımızı koruyan - özel yetkilerle donatılmış - orman memurlarının maaşları 60 bin TL olmalıdır. Devlet, kadrolu bu memurları bir an önce atamalıdır. Gözümüzün önünde katledilen asırlık çam ve çınar ağaçlarını çaresizce izlemek zorunda mıyız?
Devlet, radikal önlemleri bir an önce almak zorundadır. Ormanlara ve ağaçlara zarar veren insanlara karşı duyarlı olalım. Sessiz kalmayalım; bir eylem insanı olalım.
Yorumlar
Kalan Karakter: