27 Temmuz 2025 Pazar, saat 14.30. Evde uyuyordum. Kızım Fatmanur, “Baba yangın var!” diye bağırdı. Panikle dışarı çıktım. Yangın, köyümüze yaklaşık 400 metre uzaklıktaki harman yerindeydi. Fıstık çamları alevler içindeydi. Yangın, Yenimahalle köyünün kuzeyinde çıkmış ve hızla bize doğru ilerlemişti.
Gökyüzünde helikopterler, yerde arazözler aralıksız çalışıyordu. Köylüler traktörlerine su tankerlerini takarak yangın yerine koşmuştu. Helikopterler, Tekke denilen yerdeki havuzdan su alıyordu. Göldeki su yetersizdi. Bu gölete Kızlaralanı köyünden on sekiz tanker su taşındı. Kızlaralanı halkı bu başarısıyla takdiri fazlasıyla hak etti. Gölet ile Kızlaralanı arası 3,4 kilometreydi.
Gölet ile Semerkaya arası 2 kilometre olmasına rağmen bu köyden yangına aktif bir yardım gelmedi. Gölet ile Yenimahalle arası 800 metreydi. Yenimahalle halkı da traktörlerine su tankerlerini takarak gölete su bırakmadı. Gölet ile Seğirdim arası 2,5 kilometreydi. Köyümüz on iki hane; birkaç traktör arkalarına taral takarak yangın bölgesinde çalıştı.
Gölet ile Çaltılıçukur Mahallesi arası 4,5 kilometreydi. Bu köyden de yangına aktif bir destek olmadı. 14.30’da eve geldiğimde eşimin gözlerinden adeta kıvılcımlar çıkıyordu: “Taralı traktöre niçin takmadın?” diye sordu. Kızlarım panik içinde ağlıyorlardı: “Baba yanıyoruz!” Yangında çam ağacından kopan kobalaklar 350 metre uzağa fırlıyordu. Arpa tarlamdaki anız tutuşmuştu. Yangın, evime sadece 150 metre mesafeye kadar yaklaşmıştı.
Süleyman Boztaş ve oğlu, taralla yangını söndürdü. Kırış Mehmet’in oğlu İbrahim ise diskaro ile toprağı karıştırarak alevlerin ilerlemesini engelledi. Kendilerine sonsuz teşekkür ederim.
Özellikle Kızlaralanı köyü halkının, yangının söndürülmesinde gösterdikleri olağanüstü gayretten dolayı minnettarım. Duyarlı olmak ne güzel…
Yorumlar
Kalan Karakter: