Günlük hayatın telaşı içinde çoğu zaman kendimize sormayı unuttuğumuz sorular vardır. Cevabı kolay gibi görünen ama derine indikçe insanı düşündüren, hatta rahatsız eden sorular… “Çağdaşlık nedir?” sorusu da tam olarak bunlardan biri.
Bugün herkes çağdaşlıktan söz ediyor. Sosyal medyada, gündelik sohbetlerde, ekranlarda… Hukuktan, özgürlüklerden, eşitlikten yana olduğumuzu dile getiriyoruz. Ancak mesele söylemekten çıkıp yaşamaya geldiğinde aynı netliği koruyabiliyor muyuz? Asıl sınav belki de burada başlıyor.
Engin Akyüz’ün Akhisar entv ekranlarında hazırlayıp sunduğu “konuşuYORUM” programı, bu soruya farklı bir kapı araladı. Programda Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği temsilcilerinin ortaya koyduğu yaklaşım, teorik bir tanımdan çok pratik bir duruşu işaret ediyordu. Çağdaşlık, sadece büyük kavramlar değil; günlük hayatta alınan küçük ama adil kararların toplamıydı.
Yaklaşık 30 öğrenciye karşılıksız burs verilmesi, üstelik hiçbir ayrım gözetilmeden… Bu örnek bile tek başına çok şey anlatıyor. Çünkü çağdaşlık, kişinin ne söylediğinden çok ne yaptığıyla ölçülüyor. İnanç, yaşam tarzı ya da düşünce farkı gözetmeden destek olabilmek; işte asıl mesele burada başlıyor.
Programda dile getirilen bir diğer önemli nokta ise “ötekileştirmeme” meselesiydi. Farklılıkları zenginlik olarak görmek kulağa hoş geliyor. Ancak bunu gerçekten hayatımıza ne kadar yansıtıyoruz? Kendimiz gibi düşünmeyen birine tahammül edebilmek, onu dinleyebilmek, anlamaya çalışmak… Belki de çağdaşlığın en somut hali tam da bu.
Engin Akyüz’ün programda ortaya koyduğu yaklaşım, sadece bir moderatörlük değil; aynı zamanda bir sorgulama alanı açma çabasıydı. İzleyiciye hazır cevaplar sunmak yerine, düşünmeye davet eden bir bakış açısı… Bugün en çok ihtiyaç duyduğumuz şeylerden biri de bu değil mi?
Çünkü gerçek şu: Çağdaşlık ne zamana ne de mekâna bağlı. Zihinde başlıyor. İnsan, kendinden farklı olana nasıl baktığıyla çağdaş oluyor ya da olamıyor.
Belki de çözüm düşündüğümüz kadar karmaşık değil. Biraz daha dinlemek, biraz daha anlamaya çalışmak… Ve en önemlisi, farklılıkları bir tehdit değil, bir zenginlik olarak görebilmek.
Geriye dönüp baktığımızda şunu fark ediyoruz: Çağdaşlık, bir kimlik değil. Bir tercih. Her gün yeniden yapılan bir tercih.
Ve o tercih, en çok da karşımızdakine nasıl davrandığımızda ortaya çıkıyor.
Yorumlar
Kalan Karakter: