Ferdi Deren ile Berber Koltuğunda Ramazan Söyleşisi
Konuğumuz: Akhisar İlçe Müftüsü Muhammed Salman
Ferdi Deren:
Hocam, hoş geldiniz. Ramazan ayımız mübarek olsun.
Muhammed Salman:
Hoş bulduk, Allah razı olsun. Rabbim bu mübarek ayı hayırlara, güzelliklere ve kurtuluşumuza vesile kılsın. Böyle anlamlı bir programda bizleri okuyucularınızla ve dinleyicilerinizle buluşturduğunuz için ayrıca teşekkür ediyorum.
Ferdi Deren:
Ramazan ayını diğer aylardan ayıran hususiyetler nelerdir hocam?
Muhammed Salman:
Ramazan ayı; rahmetin, mağfiretin ve bereketin sağanak sağanak yeryüzüne indiği müstesna bir zaman dilimidir. Bu ay, kulun Rabbine en yakın olduğu, gönüllerin arındığı, duaların daha içten yükseldiği bir rahmet mevsimidir.
Peygamber Efendimiz (aleyhissalâtu vesselâm) bir hadis-i şeriflerinde şöyle buyurur:
“Kim Ramazan ayının feyzinden ve bereketinden istifade edemezse, gerçekten mahrum kalmıştır.”
Bu hadis, Ramazan’ın ne denli kıymetli olduğunu bizlere açıkça göstermektedir. Zira bu ay; Kur’an ayıdır. Yüce Rabbimiz, Kur’an-ı Kerim’i Kadir Gecesi’nde bu ayda indirmeye başlamıştır. İlk vahyin “Oku!” emriyle gelmesi, Ramazan’ın ilim, irfan ve bilinç ayı olduğunun da bir işaretidir.
Dolayısıyla Ramazan; sadece aç kalmak değil, Kur’an’la hemhâl olmak, onu anlamaya çalışmak ve hayatımıza tatbik etmek için büyük bir fırsattır.
Ferdi Deren:
Ramazan’a “on bir ayın sultanı” denmesinin hikmeti nedir?
Muhammed Salman:
Millet olarak güzel ve kıymetli olan şeylere özel isimler veririz. Ramazan’a da “on bir ayın sultanı” denmesi bundandır. Çünkü bu ay; içindeki rahmet, mağfiret, sevap ve manevi iklim bakımından diğer aylardan farklıdır.
Bu ayda yapılan ibadetlerin sevabı kat kat artırılır. Peygamber Efendimiz (aleyhissalâtu vesselâm) buyurur ki:
“İnsanoğlunun yaptığı her iyiliğe Allah Teâlâ on katından yedi yüz katına kadar sevap verir. Oruç ise müstesnadır. O benim içindir; mükâfatını ben veririm.”
Oruç, kul ile Allah arasında özel bir ibadettir. Kul, yalnızca Rabbi için yemeği, içmeyi ve nefsani arzularını terk eder. Bu yönüyle oruç, ihlasın en güzel tezahürüdür.
Ayrıca Ramazan, yardımlaşma ve dayanışma ayıdır. Peygamber Efendimiz zaten cömertti; ancak Ramazan ayında adeta esen bir rüzgâr gibi daha da cömert olurdu. Fakiri gözetir, yetimi korur, muhtaca el uzatırdı. Bizler de onun izinden giderek iyiliklerimizi artırmalıyız.
Ferdi Deren:
Hocam, orucun sadece aç kalmaktan ibaret olmadığını söylüyorsunuz. Biraz açar mısınız?
Muhammed Salman:
Elbette. Oruç, yalnızca mideyi aç bırakmak değildir. Gerçek oruç; bütün azalarla tutulur.
Gözün orucu vardır; harama bakmamak.
Kulağın orucu vardır; kötü söz dinlememek.
Dilin orucu vardır; yalan söylememek, gıybet etmemek, kimseyi incitmemek.
Elin orucu vardır; harama uzanmamak.
Ayağın orucu vardır; kötü yerlere gitmemek.
Kalbin orucu vardır; kin, haset ve kötü düşüncelerden arınmak.
Peygamber Efendimiz (aleyhissalâtu vesselâm) şöyle buyurur:
“Kim yalan söylemeyi ve kötü davranışları bırakmazsa, Allah’ın onun yeme içmeyi terk etmesine ihtiyacı yoktur.”
Nice oruç tutanlar vardır ki, oruçtan nasipleri yalnızca açlık ve susuzluktur. Bu sebeple Ramazan’ı sadece bedenimizle değil, ruhumuzla da idrak etmeliyiz.
Ferdi Deren:
Hayra vesile olmak konusunda neler söylemek istersiniz hocam?
Muhammed Salman:
Peygamber Efendimiz’in şu müjdesi çok anlamlıdır:
“Hayra vesile olan, o hayrı işlemiş gibidir.”
Toplum hâlinde yaşıyoruz. Bazen bir iyiliği doğrudan yapamayabiliriz; fakat imkânı olanla ihtiyacı olan arasında köprü olabiliriz. Bir muhtacın ihtiyacının karşılanmasına aracılık etmek, bir öğrencinin eğitimine katkı sağlamak, bir gönle dokunmak… Bunların her biri büyük bir sevaptır.
Eğer herkes gücü nispetinde iyiliğe vesile olmaya çalışsa, yeryüzü adeta bir merhamet ve kardeşlik bahçesine dönüşür.
Muhammed Salman
Rabbim bizlere Ramazan’ı hakkıyla idrak etmeyi, Kur’an’la hemhâl olmayı, orucu gerçek manasıyla tutmayı ve hayra vesile olan kullarından olmayı nasip eylesin. Bu mübarek ay, tüm İslam âlemi için birlik, dirlik ve huzura vesile olsun.
Yorumlar
Kalan Karakter: