1967 yılında Paşa Mahallesi’nin 10. Sokağı’nda, Kasapoğlu Kahvesi’nde atılan bir imza, Akhisar futbol tarihine yön verdi. Mehmet Emin Şabbas’ın öncülüğünde kurulan Akgün Spor, kısa sürede bir mahalle takımından çok daha fazlasına dönüştü.
Takımın renkleri önce sarı-beyaz olarak belirlendi. Ancak Başkan Şabbas’ın Galatasaray sevdası, 1968’de formaya kırmızıyı da kattı. Böylece sarı, kırmızı ve beyaz renkler bir araya geldi; sırt numaraları beyazla yazılırken, formanın diğer bölümleri bu üç renkten oluştu. Bu forma, yalnızca sahada değil, gençlerin gönlünde de bir kimlik haline geldi.
Akgün Spor’un en büyük başarısı kupalardan ziyade yetiştirdiği futbolcular oldu. Akif Başaran’ın 1972’de Altay’a, ardından 1979’da Beşiktaş’a transferi, bunun en güçlü kanıtıdır. Sezai Hoca’nın Güneşspor’a, Emin Macana’nın Gençlik Spor’a, Kıti Mustafa, İbrahim Çiçektepe, Mehmet Ağdanlı ve Raşit Şerifoğlu’nun Akhisarspor’a, Nedim Kuyucu’nun ise Doğanspor’a uzanan yolculukları, Akgün Spor’un bir okul olduğunun göstergesidir.
Bu okulun başında ise, sahadaki teknik bilgisiyle olduğu kadar gençlere kattığı değerlerle de öne çıkan Sunay Onuncuyıl vardı. Kayalıoğlu Mahallesi’nin toprak sahalarında yetişen Sunay Hoca, Akgün Spor’a teknik direktör olarak yeni bir kimlik kazandırdı.
Bugün geriye dönüp bakıldığında, Akgün Spor’un hikâyesi yalnızca bir futbol takımı değil, Akhisar’ın mahalle kültürünün, dayanışmasının ve gençlere olan inancının hikâyesidir. Kasapoğlu Kahvesi’nin önünde başlayan bu serüven, nice gencin hayatına dokundu, onlara yol gösterdi.
Akgün Spor, bize bir kez daha gösteriyor ki, büyük başarılar çoğu zaman küçük adımlarla başlar. Ve o küçük adımlar, bir mahalle kahvesinin sıcaklığıyla atıldığında, nesiller boyu sürecek bir miras bırakır.








Yorumlar
Kalan Karakter: