Çocukların Gözyaşlarıyla Geçen Bir Çocuk Bayramı…
Tarihlerden 23 Nisan 1920, Ankara’da bir Cuma namazı Hacı bayram Veli Cami’nde kılınan namaz sonrası dualarla meclise geçilmiş ve bir halka egemenliği kayıtsız şartsız teslim edilmiştir. Ulusal egemenlik bağımsız bir devletin yönetim yetkisinin sadece halka verildiğini ifade eder. O gün sadece bir meclis açılmamıştır. Dünya tarihinde bir ilk yaşanmış, büyük bir mücadele ile kazanılmış haklı bir gurur günü olan o gün tüm dünya çocuklarına bayram ilan edilmiştir.
Burada iki nokta üzerinde durmak istiyorum. Sadece Türk çocukları için değil, tüm dünya çocuklarına bu bayram bir umut, bir kurtuluş, bir özgürlük hikayesidir. Barış ve huzur sadece bir ulusu mutlu etmez, tüm dünya çocuklarının huzurunu sağlamak gerekir. Bu amaç doğrultusunda hayatını bu topraklar için feda eden liderimiz Mustafa Kemal Atatürk bu anlamlı günü bir bayram günü ilan etmiştir. Neden bir bayram? Çünkü bayram sevinç demektir. Birlik, beraberlik, esenlik demektir. Öncelikle barış, sevgi, saygı demektir…
Ne güzel ki 100 yılı aşkın yıllar boyunca coşkuyla kutladık bu bayramı. Nice ülke çocuklarını misafir ettik bu ülkede. İlk gün bu bayramı kutlayan çocuklar yok artık aramızda, o günden bu yana 4. Kuşakların, belki 5. Kuşakların kutladığı bayramlar. Hepimizin çocukluğu, hepimizin hatıraları. Hiç unuttuk mu o günleri, o heyecanları. Hiç unutacak mı çocuklarımız hatıralarını.
Ve yaşadığımız bu günlerde yüreğimizi acıtan nice olaylar. Tüm dünya çocuklarının yaşadığı acılar. Artık çok daha iyi biliyor çok daha iyi görüyorum. Bir çocuğun umudunu, hayallerini, saflığını alınca dünya karanlık bir yere dönüşüyor. Çünkü tüm dünya acı çekiyor. Şimdi çok daha derinden hissediyorum. Birgün önce başını okşadığın kıyamadığın kuzunun toprağına sarılınca yaşadığın büyük acıyı. Okul bahçelerinde oyunların, şarkıları yerini hüzün alınca tüm şehre ve ülkeye karanlıkların çöktüğünü.
Bir 23 Nisan günü yine Ankara’da bayram kutlayacak çocuklar, babalarının haklı mücadelesi için gözyaşı döküyorlarken artık sevinçlerinin değil, acılarının hatıralarında kalacak olması. Şimdi çok daha iyi anlıyorum aslında yapılmak istenenleri. Bizi bugünlerde ayakta tutan içimizde hiç kaybetmediğimiz o umut dolu, o heyecan dolu çocukluğumuz. Her düştüğümüzde bizi yeniden kaldıran, kaybetmedin diyen çocukluğumuz. Ama biz bu çocuklardan umutlarını, sevinçlerini ve hayallerini, gelecek beklentilerini ve özellikle güven duygularını alırsak bu çocuklar büyüyünce nasıl ayakta kalacaklar. Nasıl ülkeleri ve dünya barışı için mücadele edecekler. Bu çocuklar bizim geleceğimiz. Onların çocuk kalplerine sahip çıkmak bizim çocukluğumuza olan borcumuz. O yüzden çok daha umutlu olmalıyız, çok daha güçlü, çok daha kararlı.
Tüm dünya adına yapılmak istenenlere karşı çok daha tepkili ve duyarlı olmalıyız. Yine coşkuyla kutlanası bayramlar için. Birlik ve beraberlik için. Hak mücadelesi içinde olan tüm anne ve babalar için, kendi çocukluğumuz için, en çok da bize bu günleri emanet eden Mustafa Kemal Atatürk için…
Yorumlar
Kalan Karakter: