Bir İthamın Gölgesinde
Turgutlu İnci Üzmez Mesleki ve Anadolu Lisesi’nde görev yapan felsefe öğretmeni Ramazan Avuşmak hakkında ortaya atılan iddialar, kısa sürede bir linç kampanyasına dönüştü. Atatürk’e hakaret ettiği iddiasıyla tutuklanan bir öğretmen… Ve ardından gelen yargılama süreci…
Bugün geldiğimiz noktada ise önemli bir gerçek gün yüzüne çıktı: Somut bir kanıt bulunamadı ve Ramazan Avuşmak tahliye edildi.
Peki, şimdi sormak gerekiyor:
Bu süreçte kim neyi kaybetti?
40 yıllık bir eğitimciden söz ediyoruz. Kendi beyanına göre, hayatı boyunca derslerinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü anlatmış, onu saygıyla öğrencilerine aktarmış bir öğretmen… Ancak tek bir iddia, toplu bir şikâyet ve hızla yayılan sosyal medya söylemleri, bu uzun yılların birikimini bir anda gölgeledi.
Henüz suçluluğu ispat edilmemiş bir insan, 13 gün boyunca tutuklu kaldı. Cezaevine kelepçeli şekilde gönderildi.
Ve belki de en ağır olanı:
Toplumun bir kesimi tarafından, hiçbir kesin bilgiye dayanmadan yargılandı.
Oysa hukuk sisteminin en temel ilkelerinden biri bellidir:
Masumiyet karinesi.
Yani bir kişi, suçu kesin olarak ispat edilene kadar suçsuz kabul edilir.
Ancak günümüzün en büyük problemlerinden biri, mahkeme kararlarından önce sosyal medyanın hüküm vermesidir. Bir haber başlığı, bir iddia, bir paylaşım… Ve ardından çığ gibi büyüyen öfke…
Kimse durup sormuyor:
Gerçek nedir?
Kanıt var mı?
Ya bu kişi masumsa?
İşte bugün tam da bu soruların cevabını düşündüğümüz bir noktadayız.
Ramazan öğretmen tahliye edildi. Yani hakkında ileri sürülen iddialar, en azından bu aşamada hukuken karşılık bulmadı. Peki, sosyal medyada edilen hakaretler, yapılan ağır ithamlar ne olacak?
Bir insanın itibarı, bir öğretmenin onuru, bir ailenin huzuru…
Bunlar, birkaç paylaşımın arasında kaybolup gitmemeli.
Unutmamalıyız ki:
Bugün başkasına yapılan haksızlık, yarın bizim kapımızı çalabilir.
Bu yüzden;
Her gördüğümüze inanmadan önce düşünmek,
Her duyduğumuzu yaymadan önce sorgulamak,
Ve en önemlisi; adaleti, öfkemizin önüne koymak zorundayız.
Çünkü gerçek adalet, yalnızca mahkeme salonlarında değil;
Vicdanlarda da tecelli eder.
Yorumlar
Kalan Karakter: