Bir üniforma düşünün…
Sadece kumaştan ibaret olmayan, omuzlarına yüklenen anlamla ağırlaşan bir üniforma…
O üniforma; bazen bir annenin duasında, bazen bir çocuğun hayalinde, bazen de bir milletin huzurunda saklıdır. Çünkü o kıyafet, sıradan bir meslek elbisesi değildir. O, bir adanmışlığın, bir sorumluluğun ve çoğu zaman da görünmeyen bir fedakârlığın sembolüdür.
Polis olmak; saatle ölçülen bir mesai değildir.
Geceyle gündüzün, bayramla sıradan günlerin birbirine karıştığı bir hayatın adıdır. Herkes evine çekildiğinde, onlar sokağa çıkar. Herkes sevdikleriyle vakit geçirirken, onlar başkalarının sevdiklerini korur.
Bu üniformayı giyenler bilir…
Korku, onların da kapısını çalar. Endişe, onların da yüreğine dokunur. Ama onlar korkularıyla geri çekilen değil; korkuyu durduran tarafta durmayı seçer. Çünkü bu meslek, sadece fiziksel güç değil; vicdan, sabır ve merhamet ister.
Bir sokakta huzur varsa,
bir çocuk güvenle gülüyorsa,
bir anne evladını kaygısızca dışarı gönderebiliyorsa…
Orada görünmeyen bir emek vardır. O emek, çoğu zaman adı bilinmeyen, yüzü hatırlanmayan kahramanlara aittir.
Bugün Polis Teşkilatımızın 181. yılı…
Bu vesileyle bir kez daha hatırlıyoruz ki; güven dediğimiz şey, kendiliğinden var olmaz. Onu var eden, gece uykusundan feragat eden, bayramını görev başında geçiren ve gerektiğinde canını ortaya koyan insanlardır.
Bu üniforma sadece bir kıyafet değildir…
O, bir milletin huzurudur.
Polis Haftası’nın 181. yılında; vatanımızın dört bir yanında fedakârca görev yapan tüm emniyet mensuplarımızı saygı, minnet ve şükranla selamlıyorum.
İyi ki varsınız...
-Şeyda GÖKTEN
Yorumlar
Kalan Karakter: