Son yıllarda gıda ve yeme–içme sektöründe yaşanan ahlaki çöküş, artık sıradan bir ticari sorun olmaktan çıktı; doğrudan insan hayatını tehdit eden bir toplum sağlığı krizine dönüştü. Üretimden satışa kadar uzanan zincirde yapılan hileler, ucuz ve bozuk ürün kullanımı, hijyen eksikliği, merdiven altı üretim ve kontrolsüz işletmeler yüzünden insanlar sadece hasta olmuyor, ölüyor.
Evet, yanlış duymadınız:
Bu ülkede insanlar artık dönerden, midyeden, hatta Türk kahvesinden zehirlenip ölüyor.
Bir hafta içinde yaşanan gıda zehirlenmesi vakalarının sayısı ve ağırlığı, “Bu iş çığrından çıktı” dedirtecek kadar ürkütücü.
Gıda zehirlenmesinin en sık görülen belirtileri bile başlı başına alarm veriyor:
Kusma, karın ağrısı, ishal, kanlı ishal… idrar yolu enfeksiyonları, karın krampları, vücut ve kas ağrıları, mide ağrısı…
Halsizlik, baş ağrısı, öksürük ve hatta sinir sistemi problemleri.
Bunların hepsi bozuk, hileli veya hijyensiz bir ürünü tüketmenizle başlayabiliyor.
Soruyorum size:
Bir lokma ekmek, bir yudum su içmek bu kadar tehlikeli olmalı mı?
Gözünü para hırsı bürümüş, kural tanımayan, insan sağlığını hiçe sayan işletmeler o kadar çoğaldı ki, artık dışarıda yemek yemek cesaret istiyor. “Dışarıdan bir şey yemeyin, su bile içmeyin” diyecek noktaya geldik. Çünkü kontrolsüzlük her adımda karşımıza çıkıyor.
Bu yüzden Belediyeler, Valilikler ve Bakanlıklar; bu sektörü çok daha sıkı denetlemeli, yıllardır göstermelik kalan cezalar yerine geri dönüşü olmayan ağır yaptırımlar uygulamalıdır.
Bozuk ürün satan, hileye başvuran, hijyen kurallarını hiçe sayan işletmeler için tek bir yol olmalı:
Bu sektörden tamamen men edilmek.
Çünkü bu mesele artık ticaret değil, hayat memat meselesi.
Bugün görmezden gelen, yarın kendi evladının, kendi ailesinin aynı tehlikeyle karşılaşmayacağının garantisini verebilir mi?
Gıda güvenliği bir lüks değil, bir insan hakkıdır.
Ve her insan, aldığı bir ürünün kendisini hasta etmeyeceğinden, zehirlemeyeceğinden, öldürmeyeceğinden emin olarak yaşamak zorundadır.
Artık masa başında bekleyen değil, sahada dolaşan denetim birimleri istiyoruz.
Arka kapıdan çöpe atılmış bozuk ürünleri değil, işletmenin mutfağını görmek istiyoruz.
Birilerinin kar hırsının bedelini ödemek istemiyoruz.
Çünkü bu ülkede kimsenin hayatı, bir işletmenin ceplerini dolduracak kadar ucuz değil.
-Şeyda GÖKTEN
Yorumlar
Kalan Karakter: