Bez Bebek dizisinde Yağmur karakteriyle hafızalara kazınan Asena Keskinci, bir kuşağın gözünde masumiyetin, çocukluğun ve korunması gereken saflığın simgesiydi. O karakter yalnızca bir rol değil; çocuk oyuncuların nasıl bir dikkatle izlenmesi ve yönlendirilmesi gerektiğinin de örneğiydi. Bugün ise Jasmine dizisinde aynı ismin, bu kez hikâyenin merkezine cinsellik üzerinden yerleştirilmiş bir karakterle karşımıza çıkması ciddi bir rahatsızlık yaratıyor.
Buradaki itiraz, bir oyuncunun büyümesine ya da farklı roller denemesine değil; bu geçişin nasıl ve ne pahasına yapıldığına dairdir. Jasmine’in ilk bölümlerinde karakterin dramatik derinliğinden çok bedeniyle, yakın plan sahnelerle ve provokatif anlatımla sunulması, ister istemez “oyunculuk mu izliyoruz, yoksa cinsel bir objeye indirgenen bir temsil mi?” sorusunu doğuruyor. Özellikle çocukluğunu ekran önünde geçirmiş bir oyuncu için bu tercih, izleyicide kırılma yaratıyor.
Daha da düşündürücü olan, Asena Keskinci’nin İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı mezunu olmasıdır. Yıllarını sanat disiplinine vermiş, sahnenin ve rol seçiminin ağırlığını bilen bir oyuncunun; sanatsal derinliği tartışmalı, gündem yaratmaya oynayan sahnelerle öne çıkarılması, “sanatın geldiği nokta” açısından sorgulanmalıdır. Bu durum, yeteneğin değil, cesaret adı altında sunulan teşhirin ödüllendirildiği bir sektör gerçeğini gözler önüne seriyor.
Bez Bebek’te korunması gereken bir çocuk olarak izlediğimiz Yağmur ile Jasmine’de neredeyse bir cinsel obje gibi konumlandırılan karakterin aynı kişi olması, bu rahatsızlığın temel sebebidir. Bu yalnızca bir oyuncunun kariyer tercihi değil; sektörde çocuk oyuncuların nasıl yetiştirildiği, nasıl yönlendirildiği ve yetişkinliğe geçerken hangi kalıplara zorlandığıyla ilgili daha büyük bir sorunun yansımasıdır.
Bu nedenle mesele Asena Keskinci’yi hedef almak değil; onu bu noktaya getiren yapım anlayışını, reyting ve gündem uğruna sınır tanımayan senaryo tercihlerini ve sanatı tüketim nesnesine indirgeyen zihniyeti eleştirmektir. Masumiyetle tanınan bir yüzün bu kadar sert ve tartışmalı bir dönüşümle sunulması, izleyici olarak duyulan rahatsızlığın en doğal sonucudur.
-Şeyda GÖKTEN
Yorumlar
Kalan Karakter: