Ramazan’ın İlk Günü: Rahmetin Kapıları Aralanırken
Bir hilalin gölgesinde uyandık bugün.
Gecenin sükûtundan sabahın seherine uzanan o ince çizgide, kalplerimize başka bir mevsim indi: Ramazan…
Ramazan, sadece takvimde bir ay değildir. O, ruhun yeniden dirilişidir. Yorgun kalplerin dinlendiği, pas tutmuş vicdanların arındığı, kirlenen dillerin sükûta davet edildiği ilahî bir mekteptir. İlk sahurla birlikte insan, sadece midesini değil; nefsini de terbiye etmeye başlar. İlk ezanla birlikte sadece oruca değil; sabra, merhamete ve şükre niyet eder.
Bugün ilk gün…
Ve daha şimdiden gökyüzü başka bakıyor yeryüzüne.
Sabah namazında saf tutan müminlerin omuz omuza duruşu, birliğin en sade ama en güçlü fotoğrafıdır. Gün boyunca susuzluğun verdiği mahzunluk bile aslında bir şahitliktir: “Ben Rabbim için vazgeçtim” diyebilmenin sessiz ifadesidir. Her susayış, her acıkış; kalbe işlenen bir teslimiyet nakşıdır.
Ramazan’da zaman farklı akar.
Dakikalar bile zikirle ağırlaşır.
Dil, daha dikkatli konuşur; kalp daha hassas çarpar. Gün boyu edilen dualar, semaya yükselen ince bir duman gibi arşın kapılarına yönelir. Kimi bir anne evladı için dua eder, kimi bir baba rızkının bereketi için, kimi de mazlum coğrafyalar için ellerini açar. Belki Gazze için, belki Doğu Türkistan için, belki de kendi içindeki karanlık için…
Her “Âmin”, göğün derinliklerinde yankılanır.
Öğle namazında secdeye varan alın, dünyaya değil Hakk’a eğilir. İkindi vakti kalbe çöken o tatlı yorgunluk, sabrın en güzel tezahürüdür. Akşam ezanı yaklaştıkça sofralar hazırlanır; ama asıl hazırlık gönüllerdedir. Bir hurma ile açılan oruç, aslında bir kapının aralanışıdır: Şükür kapısının…
Ve teravih…
O uzun secdeler, o saf saf dizilişler, o göğe yükselen tekbirler… Camilerden yükselen “Allahu Ekber” sedası, sadece bir söz değil; bir teslimiyet ilanıdır. Her tesbih, her tahmid, her tekbir; kalbin üzerine serpilen nur damlalarıdır.
Ramazan, insanın içindeki iman ruhunu yeniden uyandırır.
Unuttuğumuz hakikatleri hatırlatır.
Dünyanın geçiciliğini, ahiretin ebediliğini fısıldar kulağımıza.
Bu ayda yapılan bir iyilik sıradan değildir. Bir tebessüm sadaka olur. Bir iftar daveti kardeşlik olur. Bir gönül almak ibadet olur. Çünkü Ramazan, amelleri büyüten bir rahmet mevsimidir.
Bugün ilk gün…
Belki de bir başlangıç günü.
Belki kırgınlıkları bırakmanın, belki küskünlükleri onarmanın, belki de kendimizle yeniden barışmanın günüdür. Ramazan, insanın içindeki karanlık odalara kandil yakar. O kandil, iman kandilidir.
Geliniz bu ayı sadece aç kalmakla değil; arınmakla geçirelim.
Dilimize oruç tutturalım.
Kalbimize merhamet ektirelim.
Gözümüze edep, kulağımıza hikmet nasip edelim.
Ve her secdede şunu fısıldayalım:
“Allah’ım, bizi Ramazan’a ulaştırdığın gibi Ramazan’ın ruhuna da ulaştır.”
Çünkü Ramazan, sadece bir ay değil;
Rahmetin yeryüzüne inişidir.
Bereketin sofralara, huzurun kalplere doluşudur.
İlk günün sabahında niyetimiz halis, kalbimiz saf olsun.
Dualarımız kabul, oruçlarımız makbul olsun.
Ramazan’ımız mübarek olsun…
-Şeyda GÖKTEN
Yorumlar
Kalan Karakter: