Haksızlık Karşısında Susmak Zulme Ortak Olmaktır
Zulmün karanlığı ne kadar derin olursa olsun, adaletin nuru her daim o karanlığı delip geçmiştir. İnsanlık tarihi göstermiştir ki, hakkın hatırı âlidir, hiçbir güç onun üzerinde değildir. Ancak bir hakikati unutmamak gerekir: Haksızlık karşısında susan, mazlumun değil zalimin safında yer alır. Sükût ikrardan gelir der atalarımız; susmak, bir nevi razı olmaktır.
Hak yolunda mücadele etmek, yalnızca bir vazife değil, aynı zamanda bir vicdan borcudur. Zira adalet, mülkün temelidir. Eğer bir milletin vicdanı adaletten saparsa, o mülkün temelleri çatlar ve üzerine kurulan her şey çöker. Zulmün devam etmesi, ancak hakkı savunmayanların gafletiyle mümkündür. Oysa her insanın, yaşadığı dünyayı daha yaşanılır kılma sorumluluğu vardır. Bu sorumluluk, Allah’ın insana bahşettiği en büyük emanettir.
Bir zamanlar Osmanlı’nın adaletle dünyayı yönettiği günlerde, mahkemelerde şu söz yankılanırdı: "Kadıya mülk olmaz, zulme yer kalmaz." Bu ifade, adaletin ne denli kutsal olduğunu hatırlatır. Ne yazık ki bugün, pek çok yerde adaletin sesi kısılmakta, mazlumun feryadı duyulmaz olmaktadır. Ancak bilinmelidir ki zulümle abat olanın akıbeti berbat olur.
Hainlerin tahtı yıkıldığında, adaletin güneşi yeniden doğacak, gönüller huzura erecektir. Adaletin hüküm sürdüğü bir dünya, yalnızca mazlumların değil, tüm insanlığın ortak hayalidir. Bu hayali gerçekleştirmek için her bir bireyin hakkın safında yer alması gerekir. Unutmayalım ki, adaleti savunmak yalnızca bir ideal değil, aynı zamanda izzet-i insanîyenin gereğidir.
Son söz olarak, her karanlık gecenin bir sabahı, her zalim tahtın bir yıkılışı vardır. Ve o sabah geldiğinde, zulmün izleri silinip, hakikatin huzuru dünyayı kuşatacaktır.
Vesselâm.
Kalın Sağlıcakla...
06/01/2025
Şeyda GÖKTEN
Yorumlar
Kalan Karakter: