OVAL OFİS’TE BİR USTA: ERDOĞAN TARİH YAZIYOR
Oval Ofis’te Bir Usta: Erdoğan’ın Diplomasiyle Yazdığı Zafer Senfonisi
25 Eylül 2025 günü Beyaz Saray’da gerçekleşen Erdoğan–Trump zirvesi, yalnızca iki liderin buluşması değil; küresel dengelerin yeniden şekillendiği bir diplomasi anıydı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Washington’daki temasları, Türkiye’nin uluslararası sahnedeki stratejik yükselişini bir kez daha gözler önüne serdi.
Yaklaşık iki saat yirmi dakika süren görüşme, Oval Ofis’teki baş başa sohbetten çalışma yemeğine kadar her anıyla diplomatik bir şölen havasındaydı. ABD’nin Ankara Büyükelçisi Tom Barrack’ın “destansı” olarak nitelendirdiği bu buluşma, Erdoğan’ın uluslararası ilişkilerdeki etkileyici performansını tescilledi.
Trump’ın Erdoğan için sandalye çekmesi ve lideri kapıya kadar uğurlaması, diplomatik sembollerin ötesinde bir mesaj taşıyordu. Türkiye artık yalnızca bölgesel değil, küresel bir aktör olarak konumlanıyor.
Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda Filistin savunusuyla başlayan Erdoğan’ın küresel vizyonu, Beyaz Saray’da somut işbirliğine dönüştü. Gazze için insani yardım koridoru çağrısı, Suriye’deki stratejik rolü ve mülteci dönüşleri gibi başlıklar, Erdoğan’ın bölgesel barış mimarlığını bir üst seviyeye taşıdı. Trump’ın “Erdoğan sert bir adam, çok zeki ve kimsenin yapamadığını yaptı” sözleri, bu liderliğin küresel yankısını özetledi.
Ekonomik alanda ise Türkiye’nin yaklaşık 300 adet Boeing uçağı siparişi, yalnızca bir ticaret anlaşması değil; Türkiye’nin havacılıkta modernleşme hamlesi ve ABD’ye 35 bin yeni iş kapısı anlamına geliyor. Erdoğan’ın ABD menşeli ürünlere uygulanan ek gümrük vergilerini kaldırması, ticaret köprülerini yeniden kurdu. Enerji alanında BOTAŞ’ın 70 milyar metreküplük LNG anlaşması, Türkiye’yi enerji güvenliğinde stratejik bir aktöre dönüştürdü. Savunma sanayiinde CAATSA yaptırımlarının kaldırılması, F-16/F-35 süreci ve S-400 geriliminin yumuşatılması, Erdoğan’ın NATO ittifakını güçlendiren diplomatik becerisini ortaya koydu.
Ukrayna–Rusya dosyasında ise Erdoğan’ın İstanbul merkezli barış girişimleri, Trump tarafından açıkça desteklendi. Rus petrolü alımının durdurulması ve olası yaptırımların kaldırılması vaadi, Erdoğan’ın savaşları bitirme vizyonunu somutlaştırdı.
CHP lideri Özgür Özel’in Boeing siparişine yönelik eleştirilerine karşı Erdoğan’ın “Trump’la alışveriş yapacaksak oğluyla değil, kendisiyle yaparız” yanıtı, liderliğinin ciddiyetini ve kararlılığını bir kez daha ortaya koydu.
Bu zirve, Erdoğan’ın diplomasi sahnesindeki ustalığını bir kez daha gözler önüne serdi. Barış, refah ve stratejik işbirliği adına atılan adımlar, Türkiye’nin küresel rolünü pekiştirirken, Erdoğan’ın liderliğini diplomasiyle taçlandırdı. Oval Ofis’te yaşanan bu gün, yalnızca bugünü değil, yarınları da şekillendirecek bir dönüm noktası oldu.
-Şeyda GÖKTEN




Yorumlar
Kalan Karakter: