ODTÜ...
Türkiye’nin en saygın teknik üniversitelerinden biri. Bilimin, zekânın, emeğin, mühendisliğin mabedi olarak yıllarca anıldı bu kampüs. Ancak dün akşam yaşananlarla, bu tarihi kurum adeta kendi külliyesinde kendini inkâr etti.
Mezuniyet töreni adı altında düzenlenen rezalet, ne bilimle ne kültürle ne de ahlâkla bağdaşır bir sahneyle hafızalara kazındı: ODTÜ’nün ortasında, kampüs içinde, öğrencilerin gözü önünde dansöz oynatıldı. Evet, yanlış duymadınız. Sözümona “mezuniyet kutlaması”ydı bu. Oysa yaşanan, mezuniyetin değil, değerlerin mezar taşı gibiydi.
Üniversiteler; sadece bilgi aktarılan binalar değildir. Orası aynı zamanda gençliğin şahsiyet kazandığı, karakter inşa ettiği, irfanla yoğrulduğu mekânlardır. Peki, bugün o mekânda ne oldu? İlmiyle iftihar eden bir kurum, ahlâksızlığa suskunlukla ortak oldu. Gençliğini bilimle donatması gereken bir akademi, ne yazık ki figüran oldu bir düşüş sahnesinde.
Rektörlük nerede?
Yönetim kadrosu, dekanlar, bölüm başkanları neyi izliyordu?
Yoksa onlar da "özgürlük" kılıfı altında sergilenen bu şovun bir parçası mıydı?
Bugün, özgürlük kelimesinin içi o kadar boşaltıldı ki; her rezaletin üstünü örtmekte kullanılan bir paravan hâline geldi. Dansöz oynatmayı marifet, teşhir kültürünü eğlence sayan bu zihniyet, akademiyi değil, alemi temsil eder. ODTÜ bu değil. ODTÜ, bu olamaz. Ama eğer rektörlük bu görüntülere sessiz kalacaksa, bu aymazlığa ortaklık edecekse, kusura bakmasın kimse: ODTÜ artık ODTÜ değildir.
Ayrıca, bu görüntülerin ortasında gençlerin gülerek alkış tutmasını da gözden kaçırmamalıyız. Peki ya aileler? Bu sahneyi telefon kameralarıyla kayda alan anne babalar? Mezun olan evladına, ilim yerine ifsadı miras bırakan bir töreni alkışlayanlar?
Evlatlarını akademiye gönderen ailelerin, onları bu tarz yozlaşmalardan korumak gibi bir sorumluluğu yok mu? Her diplomalı çocuk, aynı zamanda iyi bir insan mı olmuş sayılır? Ahlâk olmadan ilim, yönsüz bir bıçak gibidir. Kimi zaman toplumu değil, doğrudan kendi vicdanını keser.
Rektör, susamaz.
Üniversite yönetimi, üç maymunu oynayamaz.
Bu skandalın hesabı sorulmalıdır.
Kampüs, düğün salonu değildir.
Mezuniyet, pavyona çevrilemez!
Bu rezalet yalnızca ODTÜ’yü değil, Türkiye’nin yükseköğretim sistemini, gençlik eğitimini ve aile kurumunu da ilgilendirmektedir. Ve bu olay, münferit değil; giderek artan bir yozlaşmanın, değer kaybının, köksüzleşmenin simgesidir.
Bir toplumun çöküşü, sadece cehaletten değil; ahlâksızlığı alkışlamasından başlar. Bugün ODTÜ'de yaşanan budur. Ve bu görüntü, yarının Türkiye’sine düşen kara bir lekedir.
UYUMAYIN !
ÇOCUKLARINIZA SAHİP ÇIKIN !
Şeyda Gökten
Yorumlar
Kalan Karakter: