BAŞLIKSIZ BİR SÜRGÜN: NAKBA’NIN HİÇ BİTMEDİĞİ GÜN
Tarih bir kez daha aynı acıyı hatırlatıyor. Bugün, 15 Mayıs… Filistin halkının dilinde “el-Nakba” olarak yankılanan o kara günün yıl dönümü. Arapçada “felaket” anlamına gelen bu kelime, 1948’de İsrail’in kurulmasıyla birlikte yüz binlerce Filistinlinin yurtlarından sürüldüğü, binlercesinin öldürüldüğü ve geride tarifsiz bir acının kaldığı o kara Mayıs’ı anlatır. Ama bu sadece bir tarih değil. Çünkü Nakba hâlâ sürüyor.
Bazen bir çocuğun adında başlar sürgün… Kudüs’te doğan bir bebeğe, dedesinin köyünün adı verilir. O köy artık haritada yoktur ama hafızalarda diridir. Çünkü Filistinliler, yurtlarını kaybetmiş ama hafızalarını kaybetmemiş bir halktır. Zeytin ağaçlarının gölgesine sığınan yaşlı bir kadın anlatır: “Evimizin anahtarı hâlâ yastığımın altında. Dönmedik, ama unutmadık…”
Nakba sadece bir toprak kaybı değildir; bir kimlik, bir tarih, bir gelecek gaspıdır. 1948’de başlayan o zorunlu göç dalgası, çocukların hayallerini, annelerin dualarını, babaların alın terini, toprağın şefkatini aldı ellerinden. Ve o günden bugüne, işgal devam etti. Duvarlar yükseldi, evler yıkıldı, zeytinlikler yakıldı. Ama bir şey yıkılamadı: Filistinlilerin vatan hasreti…
Bugün Gazze’de bir çocuğun gözyaşında, Batı Şeria’da bir annenin sessiz feryadında, mülteci kamplarında çorak topraklara bakarak kurulan düşlerde Nakba yeniden yaşanıyor. Üstelik artık sadece bir halkın değil, tüm insanlığın vicdanında bir yara bu.
Zulüm alışıldığında, adalet unutulur. Dünya unuturken, Filistin unutmadı. Biz unutmadık. Bir milletin göz göre göre yok edilmesine sessiz kalmamak, sadece Filistin için değil, insanlık için bir sınavdır. Çünkü bugün Filistin'de yıkılan sadece evler değil, insanlığın onurudur.
Yüz binlerin sürgününü anlatan rakamlar, vicdanlara sığmaz. Ama bir çocuğun "Baba, evimiz ne zaman geri gelecek?" sorusu, işte o vicdanları delip geçer. Çünkü o ev sadece dört duvar değil, bir halkın hakkıdır.
Nakba’yı anmak, sadece geçmişi hatırlamak değildir; devam eden adaletsizliğe itiraz etmektir. Bugün hâlâ Gazze'de susmayan bombalar, Batı Şeria'da dikilen duvarlar, Kudüs'te susturulan ezanlar, Nakba'nın bitmediğinin kanıtıdır.
Filistinli şair Mahmud Derviş’in dediği gibi:
“Vatan, valizin içinde taşınmaz. Vatan, kalpte taşınır, kelimede direnir.”
Bugün kelimemizle direnişteyiz. Bugün yazımız, onların sesi. Bugün Nakba'nın yıl dönümünde, bir kez daha diyoruz ki:
“Filistin, unutulmadın. Çünkü biz unutmuyoruz.”
Şeyda GÖKTEN
Gazeteci-Yazar
Yorumlar
Kalan Karakter: