Türkiye’nin yakın tarihine kara bir leke olarak geçen 12 Eylül 1980 darbesi, yalnızca siyaseti değil, milyonların hayatını altüst eden bir kırılma noktası oldu. O yıllarda genç yaşında idealine, milletine ve ülküsüne sevdalı binlerce yiğit Anadolu evladı, ya işkencehanelerde çürütüldü, ya darağaçlarına gönderildi, ya da ömrünün baharında zindan karanlığına terk edildi. İşte o yiğitlerden biri de Türk Milliyetçisi, Ülkücü Gazi Cihan Yenişehirlioğlu idi.
1958’de Manisa’nın Akhisar’ında doğmuştu. Anadolu’nun temiz toprağında, memleket sevdasıyla yoğrularak büyüdü. İlk ve orta öğrenimini memleketinde tamamladıktan sonra Eskişehir Anadolu Üniversitesi İşletme Muhasebe Akademisi’ne adım attı. Ancak onun gençliği, ders kitaplarından çok daha ağır imtihanlarla geçti.
1980 öncesinde, Ülkücü Gençlik Derneği’nin Eskişehir başkanlığını yürüttü. Memleketi için, milleti için, inancı ve davası için mücadele etti. O dönemin kanlı sokaklarında, kardeşin kardeşe kırdırıldığı günlerde, Cihan Yenişehirlioğlu gibi yiğitler milletine sahip çıkmanın bedelini ödemekten çekinmedi.
Fakat 12 Eylül ihtilali, genç ülkücüleri hedef aldı. Birçoğu gibi o da zindanlarda çileli yıllar geçirdi. İşkence gördü, ruhuna ve bedenine derin yaralar açıldı. Hapisten çıktığında artık sadece yıllarını değil, sağlığını da zindana bırakmıştı. Ama yine de hayata tutundu. 1988’de evlendi, biri kız biri erkek iki evlat sahibi oldu.
Ne var ki işkencelerin ve zulmün açtığı yaralar onu hiç bırakmadı. Çileli yıllarından kalan hastalık, bozkurt yüreğini yavaş yavaş zayıflattı. Ve 18 Aralık 1997’de, Amasya-Suluova yolunda geçirdiği trafik kazasında, Rabbine kavuştu.
Cihan Yenişehirlioğlu, bu ülkenin çilesini sırtlamış, bir ömrü davasına adamış, bedelini zindanda ve hastalıkta ödemiş yiğit bir Anadolu evladıydı. O, bu topraklara gömülen isimsiz kahramanlardan sadece biriydi.
Bugün onun kardeşi, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin milletvekili Bahadır Nahit Yenişehirlioğlu, hem devlet adamı kimliğiyle hem de sanat dünyasında verdiği eserlerle kültürüne ve tarihine sahip çıkmaya devam ediyor. Ağabeyi Cihan’ın çilesi ve azmi, bugün onun duruşunda ve hizmetinde ayrı bir mana taşımaktadır.
12 Eylül’ün Karanlık Yüzü
12 Eylül darbesi yalnızca siyasi partileri kapatmakla kalmadı; toplumun bütün damarlarını kesti. Üniversitelerden sokaklara, fabrikalardan köylere kadar her yerde bir korku iklimi hâkim oldu. Siyasî kamplaşmanın en ağır bedelini gençler ödedi. On binlerce insan gözaltına alındı, ağır işkencelere maruz kaldı. Kitap okumak bile suç sayıldı; düşünmek, sorgulamak, fikir üretmek yasaklandı.
O günlerin izleri, hâlâ toplum hafızasında canlıdır. Darbeler, bu milletin iradesine vurulmuş zincirlerdir. Milletin evlatları zindanlarda çürütülürken, demokrasinin önü kesildi; ülke yıllarca ekonomik, sosyal ve kültürel açıdan geri bırakıldı.
Cihan Yenişehirlioğlu’nun hayat hikâyesi, bu karanlık dönemin sembollerinden biridir. Onun çilesi bize hatırlatıyor ki: Hürriyetin bedeli ağırdır, fakat davasına inananlar o bedeli göğüslemekten asla vazgeçmezler.
Ülküdaşımız, yiğit Anadolu evladı Cihan Yenişehirlioğlu’na Allah’tan rahmet diliyorum. Ruhu şâd, mekânı cennet olsun.
Şeyda GÖKTEN
Yorumlar
Kalan Karakter: