Bugün Bir Kez Daha Hatırladık
27 Ekim 2025 sabahı, Balıkesir’in Sındırgı ilçesi merkezli 6.1 büyüklüğünde bir deprem, Ege Bölgesi’ni salladı.
İstanbul’dan İzmir’e, Manisa’dan Uşak’a kadar geniş bir alanda hissedilen bu sarsıntı, Türkiye’nin jeolojik kaderini bir kez daha hatırlattı.
Depremin derinliği yaklaşık 10 kilometre olarak ölçüldü; yani sığ bir depremdi ve bu nedenle etkisi geniş alanda duyuldu.
Can kaybı yaşanmamış olması bir teselli olsa da, bu olay bize Batı Anadolu fay hatlarının sessiz ama diri olduğunu bir kez daha gösterdi.
Akhisar – Gördes – Turgutlu – Alaşehir: Zincirin Gerilimi
Prof. Dr. Şener Üşümezsoy yıllardır bu bölgeye dikkat çekiyor.
Kendisinin ifadeleriyle:
“Batı Anadolu’da kırılmalar birbirini tetikler; bir hattaki gerilme diğerine enerji yükler. Büyük senaryolardan korkmak yerine bu zincir mantığını anlamalıyız.”
Ege Bölgesi, kuzeydoğu-güneybatı yönünde uzanan Akhisar, Gördes, Turgutlu ve Alaşehir fay sistemleri ile adeta bir “mozaik” görünümünde.
Bu faylar zaman zaman birbirini besleyen gerilim transferleri yapıyor.
Bugünkü Sındırgı depremi de, uzmanlara göre bu zincirin kuzey ucundaki bir enerji boşalması.
Yani risk sadece Balıkesir’de değil, zincirin tamamında mevcut.
Gerçeklerle Yüzleşmek
Bu fay hatlarının en tehlikeli yönü, şehir merkezlerine çok yakın geçmeleri.
Örneğin:
Akhisar Fayı şehir merkezine birkaç kilometre uzaklıkta.
Turgutlu Fayı, yerleşim alanlarının altından geçiyor.
Alaşehir Graben’i boyunca uzanan fay hattı, sık sık küçük sarsıntılarla kendini hatırlatıyor.
Bütün bu tablo, “sessiz geçen yıllar”ın tehlikenin geçtiği anlamına gelmediğini gösteriyor.
Deprem, sessizliği sever; enerji birikir, birikir… ve bir gün “hatırlatır.”
Bilim Ne Diyor, Halk Ne Anlıyor?
Prof. Dr. Üşümezsoy’un altını çizdiği bir nokta var:
“Depremi anlamak, fayın nerede olduğunu bilmekle başlar. Ama kamuoyu, büyük başlıklarla korkutuluyor. Fayları bilmiyorlar, büyük laf ediyorlar.”
Bu söz aslında toplumun en büyük sorununa işaret ediyor: Bilgisizlik ve korku.
Depremi konuşmak değil, anlamak gerekiyor.
Her 6 büyüklüğündeki sarsıntı “büyük felaket” anlamına gelmez ama her küçük sarsıntı, doğanın bize verdiği bir uyarıdır.
Hazırlık, Korkudan Daha Güçlüdür
Artık bilmeliyiz:
Depremi önleyemeyiz, ama yıkımı azaltabiliriz.
Bu, ne kaderdir ne de tesadüf; bu bir hazırlık meselesidir.
Eviniz, iş yeriniz, okulunuz güvenli mi?
Acil toplanma alanını biliyor musunuz?
Deprem çantanız nerede?
Sorular basit ama cevaplar çoğu evde yok.
Oysa asıl risk, “bir gün olur” dememek değil, hazırlıksız yakalanmak.
Son Söz: Bilgili Ol, Panikleme
Bugünkü 6.1 büyüklüğündeki deprem bir “uyarı”ydı, “felaket” değil.
Ama bu uyarıyı doğru okumazsak, yarınki sarsıntı çok daha acı bir ders olabilir.
Batı Anadolu’nun sessiz fay hatları konuşuyor; dinlemeyi bilene çok şey anlatıyor.
“Fayları bilmiyorlar... büyük laf ediyorlar.”
– Prof. Dr. Şener Üşümezsoy
-Şeyda GÖKTEN
Yorumlar
Kalan Karakter: