Halep Kalesine Neden Türk Bayrağı Çekildi?
Halep Kalesi, Suriye'nin Halep şehrinde, tarihi ve stratejik açıdan önemli bir yapıdır. Yüzyıllar boyunca Osmanlı İmparatorluğu’nun da egemenlik alanı içinde bulunan bu kale, hem askeri hem de kültürel açıdan büyük bir öneme sahiptir. Ancak 2016 yılında başlayan Halep Savaşı ve sonrasındaki gelişmeler, bu kalenin Türk bayrağının dalgalandığı bir nokta haline gelmesine yol açtı. Halep Kalesi'ne Türk bayrağının çekilmesinin arkasında, Suriye'deki iç savaşın karmaşık dengeleri ve Türkiye'nin bölgedeki askeri operasyonları yer almaktadır.
Suriye İç Savaşı ve Türkiye’nin Rolü
Suriye’de 2011 yılında başlayan iç savaş, ülkeyi birkaç cepheye böldü. Bir tarafta, Suriye hükümetinin temsil ettiği Esad rejimi; diğer tarafta ise çeşitli muhalif gruplar, Kürt birlikleri ve IŞİD gibi terörist gruplar yer aldı. Türkiye, bu çatışmaların başından itibaren özellikle sınır güvenliği ve terörle mücadele gerekçesiyle Suriye’nin kuzeyine askeri operasyonlar düzenlemeye başladı. Türkiye, ayrıca Esad rejimi ile karşıt olan birçok muhalif gruba destek vererek bölgedeki etkinliğini artırmaya çalıştı.
Türk Askerinin Halep Çevresinde Etkinliği
Türk Silahlı Kuvvetleri, 2016 yılından itibaren Fırat Kalkanı ve Zeytin Dalı Harekatları gibi operasyonlarla Suriye’nin kuzeyine müdahale etti. Halep, bu operasyonlar ve bölgedeki stratejik hamleler nedeniyle Türkiye için önemli bir hedef haline geldi. Halep çevresinde PYD/YPG’nin kontrol ettiği bölgelerin temizlenmesi ve IŞİD’in etkisinin sona erdirilmesi amacıyla Türkiye, Suriye'nin kuzeyinde büyük bir askeri varlık oluşturdu.
2018 yılında Türk Silahlı Kuvvetleri, Halep il sınırındaki Afrin’i YPG’nin elinden alarak bölgedeki kontrolü sağlamış oldu. Bu operasyon, Türkiye'nin Suriye’nin kuzeyindeki etkinliğini pekiştirdi ve Türk bayrağı bu bölgedeki pek çok yerleşim yerinde dalgalanıyordu. Ancak Halep Kalesi’ne Türk bayrağının çekilmesi, aslında Suriye'deki iç savaşın gidişatına ve Türkiye'nin bölgesel çıkarlarına dair sembolik bir anlam taşır.
Halep Kalesi ve Türk Bayrağının Çekilmesi
Halep Kalesi, hem Osmanlı döneminden hem de daha önceki medeniyetlerden kalma izler taşır. Kale, aynı zamanda Halep şehrinin kalbinde yer alır ve şehri kontrol etmenin stratejik bir simgesidir. 2016 yılında başlayan yoğun çatışmalar sonucunda, Suriye'nin kuzeyindeki pek çok yerleşim yeri gibi Halep çevresindeki bölgeler de Türk askerinin operasyon alanı haline gelmiştir. Türk bayrağının Halep Kalesi'ne çekilmesi, Türkiye’nin bu bölgede hâkimiyetini ilan etmesi anlamına gelmektedir.
Bununla birlikte, Türk bayrağının Halep Kalesi'ne çekilmesi, sadece askeri bir harekâtın sonucu değil, aynı zamanda bir politik mesajdır. Türkiye, bölgedeki askeri varlığını sürdürerek, Suriye’nin kuzeyinde etkili olmayı ve özellikle PYD/YPG gibi grupların bölgedeki güç kazanmasını engellemeyi hedeflemektedir. Halep Kalesi'ne Türk bayrağının çekilmesi, Türkiye’nin Suriye'deki egemenlik iddialarını ve bölgedeki stratejik çıkarlarını pekiştiren bir sembol olmuştur
Halep Kalesi'ne Türk bayrağının çekilmesi, sadece bir askeri operasyonun ürünü değil, aynı zamanda Türkiye’nin Suriye’deki iç savaşta kazandığı stratejik ve politik bir zaferin simgesidir. Suriye’nin kuzeyindeki Türk varlığının pekiştirilmesi, Türkiye'nin bölgedeki etkinliğini artırırken, aynı zamanda Halep gibi tarihi ve stratejik öneme sahip şehirlerdeki kontrolü elde tutma amacını taşımaktadır. Bu gelişme, Suriye iç savaşının gidişatında Türkiye’nin ne denli önemli bir aktör olduğunu bir kez daha gözler önüne sermektedir.
Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve Dışişleri Bakanımız Hakan Fidan’ın bu konjoktürde yaptığı hamleler ile bölge halkına yapılan zulme karşı ve sınırlarımızda bir terörö hattının kurulmasına karşı büyük bir mücadele göstermiş ve bugünkü zaferlere ulaşılmıştır.
2018 yılında, Suriye’nin Afrin kentine yönelik düzenlenen Zeytin Dalı Harekatı’nda bulunan bir Türk asker, kendisine yöneltilen “İstikamet neresi?” sorusuna “Kızıl Elma” yanıtını vermişti. O zamanlarda Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da askerin sözlerine atıf yaparak “Bir kızıl elmamız var. Biz o hedefe doğru gidiyoruz” demişti. Kızıl elma kavramının kullanılmasının hangi amaca yönelik olduğu konusunda o günlerde çeşitli tartışmalar ortaya çıkmıştır. Daha sonra devlet yetkililerinden bu kavramın günümüzde “Türkiye Cumhuriyeti’nin bütün vatandaşlarıyla beraber barış, huzur, refah içerisinde ve bağımsız bir şekilde yaşamasının hedef” olarak algılanması gerektiği hakkında yorumlar yapılmıştı; lakin Kızıl Elma düşü herkes tarafından bilinir büyük bir Türk-İslam Cihan Devleti kurmak demektir. Bu atalarımız Oğuzlardan bizlere miras kutlu devlet düşüdür. Menzil bu yol üzerinedir.
Hasılı Türk beklenendir.
Size bir anekdot bahsetmek isterim. Afrin’deki operasyonlar esnasında bir köye terörist gruplar tarafından bir saldırı düzenleniyor. Türk askerinin Fırat Kalkanı harekatı ile bölgede bulunmasına binayen saldırıyı bertaraf ediliyor. Bir köhne meczup bir binaya yönelen Türk askeri, içeriye girmek için yönelirken bir yaşlı teyze çıkıyor kapıdan ve gözleri korkulu, bir o kadar da yaş ile dolu ve halinden anlaşıldığı üzere ziyadesiyle yorgun bitap düşmüş bir şekilde askere soruyor:
-Evladım Türk müsünüz?
Asker:
-Türküz teyze. deyince,
Teyze:
-Geleceğinizi biliyorduk. diyor.
Bunu yaşanan diyalog bize gösteriyor ki Türkün geleceğini bilen milyonlar var. El Bab’daki de bizim geleceğimizi biliyor. Halep’teki de bizim geleceğimizi biliyor. Bizim sancağın gölgesi o kadar kuvvetli düşüyor ki, biz oralara gitmek zorundayız. Tarih bizi çağrıyor. O teyze bizi nasıl bekliyorsa, onun gibi milyonlarca teyze bizi bekliyor. Çünkü tarih bizi çağrıyor. Bizim sancağın gölgesi çok büyük ve hala insanları serinletiyor.
Ve şunu kimse unutmasın:
Türkün ayak bastığı her yer YURT, sesimizin ulaştığı her yer Türk’e VATAN’dır.
Yorumlar
Kalan Karakter: