Kur’an-ı Kerim’i tost kâğıdı yapacak kadar küçülen zihniyetle sadece kantin sözleşmesi değil, insanlık bağı da feshedilmelidir.
Gaziantep’te bir okul kantininde yaşanan olay, mide bulandıran bir rezalet değil yalnızca; vicdanın, şuurun ve kutsala olan hürmetin tabutuna çakılmış çividir. Bir adam, kendini kantinci sanmış ama ne esnaf olmuş ne insan. Kur’an-ı Kerim’in yapraklarını, tost kâğıdı olarak kullanmış! Evet, yanlış duymadınız. Tostun arasında kaşar değil; ayet vardı, hidayet vardı, secde vardı!
Bu nasıl bir ruh çöküntüsüdür? Hangi akıl, hangi kalp, hangi inanç sahibi insan, bu densizliği yapabilir? Kur’an-ı Kerim, bu milletin baş tacı; ruhunun haritasıdır. Anadolu’nun köylerine gidin, hâlâ yüksekçe yere asılır, üzerine bir örtü örtülür, abdestle tutulur. Evladına adını öğretmeden önce “elif”i, “be”yi öğreten anaların kitabıdır Kur’an. Peki sen, onu tost makinesine mi layık gördün?
Bu sadece bir “kantinci vakası” değildir.
Bu, bir zihniyetin iflası, bir çağın ruhsuzluğudur. Tost satarken kutsalından bihaber olan bir adamdan değil, onu yetiştiren, ona göz yuman, onu denetlemeyen sistemden bahsediyoruz.
O kitap, sıradan bir metin değildir. Her bir harfi için on sevap yazılan, okundukça kalpleri dirilten bir nur kaynağıdır. O kitabın indiriliş gecesi olan Kadir Gecesi, bin aydan hayırlı sayılırken, sen kalkmışsın da onu ekmeğin altına sermişsin!
Bu, sadece cehalet değil; bu, kutsala ihanetin yağlı kağıda sarılmış halidir.
Evet, okul yönetimi kantin sözleşmesini feshetmiş. Bu, atılacak ilk adımdı. Ama yeterli mi? Hayır!
Bu eylemin hem hukuki, hem ahlaki, hem de toplumsal bir karşılığı olmalıdır. Çünkü bu, sıradan bir saygısızlık değil; bu, bir milletin kalbine bastığı kitaba yapılan hayasızlıktır.
Bugün Kur’an’ı tost kâğıdı yapan bir zihniyet, yarın başka hangi değere musallat olacak?
Bayrağımız mı sırada? Ezanımız mı? Namusumuz mu?
Kur’an, öyle bir kitaptır ki…
Zincirlerde saklanan Yusuf’a özgürlük fısıldar,
Ateşe atılan İbrahim’e serinlik olur,
Ve hâlâ, her sabah, bir annenin evladına ettiği duada yankılanır.
Bu kitap öpülür, başa konur.
Senin elin o kâğıda değil, onun izzetine uzandı.
Ve işte bu yüzden seninle sadece kantin sözleşmesi değil, insanlık bağı da koparılmalıdır!
Kutsallarımıza saldırı sadece taşla sopayla olmaz;
Onu küçük görerek, metalaştırarak, sıradanlaştırarak da olur.
Ve biz, bu sıradanlaştırma girişimlerine karşı susarsak, bir gün kutsallarımız tamamen çamura bulanır.
Ey milletim!
Bu mesele tost değil,
Bu mesele kâr-zarar hesabı değil,
Bu mesele bir millete indirilen vahyin şerefidir.
Bugün bu ihanete karşı sessiz kalırsak,
Yarın çocuklarımız “Kur’an neydi?” diye sorduğunda,
Elimizde sadece yağlı, lekeli kâğıtlar kalır.
Ve unutma:
Kur’an, onun diline düşmeyenlerin eline asla yakışmaz!
Şeyda Gökten
Gazeteci-Yazar
Yorumlar
Kalan Karakter: