Geçtiğimiz günlerde karşıma çıkan bir çizim, modern insanın zihinsel ikilemini ustaca özetliyordu. Bir yanda elinde kitap tutan bir figür, kafasının yerinde kabuğundan ayrılmış, kıvrımları beyni andıran taze bir ceviz içi. Diğer yanda ise tüm dikkati elindeki mobil cihaza kilitlenmiş bir başka figür; onun kafası ise tamamen kabuklu, sert bir bütün ceviz.
Bu çizim, yalnızca iki farklı nesneyi yan yana koymuyor; iki farklı yaşam tarzının zihnimiz üzerindeki kaçınılmaz etkisini gözler önüne seriyor.
Gelişen Zihin vs. Kilitli Potansiyel
Ceviz içi, doğanın bize sunduğu hazır, işlenmiş ve besleyici bir hazine gibidir. Kitap okuyan figürün bu şekilde resmedilmesi tesadüf değildir. Okumak, tıpkı ceviz içini yemek gibi, zihinsel açlığımızı giderir, nöronlarımızı çalıştırır ve beynin kıvrımlarını (tıpkı ceviz içi gibi) bilgiyle doldurur. Kitap, bize sadece bir hikaye ya da bilgi sunmaz; aynı zamanda analitik düşünme, empati kurma ve uzun süreli odaklanma yeteneğimizi de keskinleştirir. Kitap okuyarak geçirdiğimiz her an, zihnimizi kabuğundan ayırıp onu dünyaya, fikirlere ve derinliğe açar.
Ancak kabuklu ceviz... O, bir potansiyel barındırır, evet. Besleyici bir içerik içerir, doğru. Fakat o potansiyel, kırılmadığı sürece dış dünyaya kapalıdır. Temsil ettiği figürün elindeki mobil cihaz, sürekli kaydırma ve bildirim döngüsüne hapsolmuş modern bireydir. Akıllı telefonlar ve tabletler, şüphesiz hayatı kolaylaştırdı; ancak çoğu zaman zihnimizi de hızla tüketen, derin düşünmeyi engelleyen bir "bilgi atıştırmalığı" döngüsüne soktu.
'Tık' Kültürü ve Yüzeysellik
Telefonlarımızla geçirdiğimiz saatler, bizi genellikle tek bir konuya uzun süre odaklanmaktan alıkoyar. Hızlı tüketilen, kısa ve parçalı enformasyonla besleniriz. Beynimiz, bu yüzeysel ve sürekli değişen uyarıcılara adapte oldukça, kalın bir kabuk oluşturmaya başlar.
Bu kabuk, bizi derinlemesine okumaktan, karmaşık problemleri çözmekten ve sabır gerektiren sanatsal veya entelektüel çabalardan korur, evet. Ama aynı zamanda, zihinsel gelişimimizi de kilitler. Kabuklu ceviz gibi, potansiyelimiz içeride dururken, dışarıdan sert ve değişmez görünürüz. Oysa okumak, o kabuğu kırmak ve zihinsel kaslarımızı çalıştırmak için en temel eylemdir.
Seçim Bizim: Açık Zihin mi, Kapalı Kutup mu?
Modern hayatın gerçekliği, dijital araçlardan tamamen vazgeçemeyeceğimiz yönündedir. Mesele, telefonu hayatımızdan çıkarmak değil, dengeyi kurmaktır. Mesele, beynimizi sadece hızlı tüketilen, anlık haz veren içeriklerle mi besleyeceğimiz, yoksa ona hak ettiği derinliği, yavaşlığı ve besin değerini sunup sunmayacağımızdır.
Kabukta kalmış bir potansiyel olmaktan çıkıp, zenginliğini etrafına yayan bir ceviz içi olabilmek için; günde sadece birkaç sayfayı, birkaç derin makaleyi kendimize borç bilmeliyiz.
Çünkü unutmamalıyız ki, bir toplumun geleceği, ekran ışığıyla aydınlanan gözlerde değil, kitap sayfaları arasında zenginleşen ceviz içi beyinlerde gizlidir.
-Şeyda GÖKTEN
Yorumlar
Kalan Karakter: