Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın yıllardır ısrarla üzerinde durduğu yerli ve milli savunma sanayii politikaları, bugün yaşanan gelişmelerle birlikte çok daha net bir şekilde anlaşılır hâle geldi. İsrail ve İran arasında tırmanan gerilim, coğrafyamızın ne denli kırılgan, dengelerin ise ne kadar hızla değişebileceğini bir kez daha gözler önüne serdi. Bu karmaşanın ortasında Türkiye, Erdoğan’ın dirayetli liderliği sayesinde yalnızca izleyen bir aktör değil; sahayı ve masayı aynı anda okuyabilen güçlü bir denge unsuru olarak öne çıkıyor.
Uzun yıllar boyunca dışa bağımlı silah sistemleriyle ayakta kalmaya çalışan bir ülkeydik. Ancak Erdoğan bu makûs talihi tersine çevirmek için bir kararlılık ortaya koydu. "Yerli İHA", "milli SİHA", "kendi savunma yazılımımız", "millî roket sistemlerimiz" derken, bugün göğsümüzü gere gere savunma sanayiinde kendi imzalarımızı taşıyan projeleri konuşabiliyoruz. Çünkü o, bir lider olarak sadece bugünü değil, yarını da düşünen bir vizyonla hareket etti. Masada söz söyleyebilmek için, sahada güçlü olmanın ne demek olduğunu en iyi bilen isimlerden biri olduğunu tekrar ve tekrar gösterdi.
Bugün yaşanan çatışmaların ortasında herkes, "Türkiye ne yapacak?" diye sorarken; bu sorunun cevabı çoktan yazıldı: Türkiye, kendi göklerini kendi savunma sistemleriyle koruyan, başkasının merhametine değil, kendi kudretine dayanan bir ülkedir. Erdoğan'ın savunma sanayiine verdiği önem, sadece bir güvenlik tedbiri değil; bir milletin bağımsızlık manifestosudur. İşte bu yüzden, bu ülke artık sadece haritayla değil, iradesiyle var olan bir Türkiye’dir. Ve bu Türkiye, bir vizyonun değil; bir kararlılığın eseridir.
Şeyda GÖKTEN
Gazeteci-Yazar
Yorumlar
Kalan Karakter: